<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Bayburt Haber Ajansı - Politika</title>
        <description>Bayburt&#039;tan son dakika haberlerini, doğru ve tarafsız olarak okuyabileceğiniz yerel haber sitedir.</description>
        <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Fri, 01 May 2026 22:03:20 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>CHP Genel Başkanı Özel: &quot;Anayasa Mahkemesi, Türkiye’de herkesin, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme&quot;</title>
                                    <description>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, &quot;Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye’de herkesin üzerine titremesi, sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme. Hepimiz, bütün vatandaşlar için son güvence&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye’de herkesin üzerine titremesi, sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme. Hepimiz, bütün vatandaşlar için son güvence" dedi.</p>

<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’yı ziyaret etti. Özel, Anayasa Mahkemesi’nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Dün Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıl dönümüne TBMM’deki grup toplantısı saatiyle çakıştığından dolayı katılamadıklarını belirten Özel, bugün bir ziyaret gerçekleştirdiklerini ifade etti. Özel, "Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye’de herkesin üzerine titremesi, sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme. Hepimiz, bütün vatandaşlar için son güvence. Anayasa Mahkemesi’nin kararları yasama, yürütme ve yargı açısından bağlayıcı; son söz hükmünde. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlalleri noktasında vermiş olduğu kararlar, kararların uygulanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittiğinde orada verilen kararların Türkiye’de uygulanması, bunların hepsi aslında hangi siyasi görüşten olursanız olun Türkiye’yi seviyorsanız, Türkiye’nin menfaatlerini düşünüyorsanız, Türkiye’nin ekonomisini düşünüyorsanız, Türkiye’nin dünyadaki itibarını düşünüyorsanız üzerine titrenmesi gereken meseleler" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özel, anayasanın bir toplumun birlikte yaşama iradesinin kelimelere dökülmüş şekli olduğunu aktararak, "Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini tarif eden sayfaya verdiğiniz önem, bir milletvekili için Meclis’e verdiği öneme; eğer yürütmedeyseniz, bakansanız bakanlığa; Cumhurbaşkanıysanız Cumhurbaşkanlığına verdiğiniz öneme; mal ve mülk sahibiyseniz de mülkiyet hakkına karşılık gelir. Sonuçta hepsi bir bütündür ve hepimize hepsi lazımdır" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özel’e CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş eşlik etti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/chp-genel-baskani-ozel-anayasa-mahkemesi-turkiyede-herkesin-her-turlu-tartismadan-uzak-tutmasi-gereken-bir-mahkeme.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/chp-genel-baskani-ozel-anayasa-mahkemesi-turkiyede-herkesin-her-turlu-tartismadan-uzak-tutmasi-gereken-bir-mahkeme/19129</link>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:45:07 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yıldırım’dan &quot;Terörsüz Türkiye&quot; vurgusu</title>
                                    <description>Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, &quot;Terörsüz Türkiye&quot; sürecinin ülke için hayati öneme sahip olduğunu söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, "Terörsüz Türkiye" sürecinin ülke için hayati öneme sahip olduğunu söyledi.</p>

<p>AK Parti İl Başkanlığını ziyaret eden Yıldırım, Türkiye’nin çevresindeki gelişmelere dikkati çekerek, ülkenin her türlü tehditten korunmasının güçlü liderlik ve kararlılık gerektirdiğini belirtti.</p>

<p>Terörle mücadele ve savunma sanayisine yapılan yatırımların önemine değinen Yıldırım, sürecin siyasi değil, milli bir mesele olduğunu ifade etti.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/yildirimdan-terorsuz-turkiye-vurgusu.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/yildirimdan-terorsuz-turkiye-vurgusu/19101</link>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:50:57 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>MHP Genel Başkanı Bahçeli: &quot;Ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız&quot;</title>
                                    <description>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, &quot;Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız" dedi.</p>

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu. Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Kerkük’te Türk vali atanması ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin sözleri başta olmak üzere gündeme ilişkin birçok konuyu ele aldı.</p>

<p><strong>"Ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir"</strong></p>

<p>Dünyanın sıkıntılı bir imtihandan geçtiğini belirten Bahçeli, böyle zamanlarda kenetlenmenin tarihi bir tavır olduğunu dile getirdi. Bahçeli, "Küresel sistemin sütunlarında çatlaklar belirginleşmekte, jeopolitik zemin kaymakta, ekonomik gerilimler ve siyasal fay hatları daha da sertleşmektedir. Devletler irade, milletler metanet, toplumlar ise sabır testine zorlanmaktadır. Haritalar yerinde dursa bile anlamlar yer değiştirmektedir. Sınırlar sabit görünse bile tehditlerin mahiyeti değişmektedir. İşte böylesi zamanlarda millet olmanın manası da daha da derinleşir. İşte böylesi zamanlarda birbirimize daha sıkı sarılmak tarihi bir zaruret halini alır. İşte böylesi zamanlarda ayrılığı büyüten her dil, gevşekliği çoğaltan her tavır, hafızayı aşındıran her müdahale geleceğe kurulmuş bir tuzak olarak karşımıza çıkar. Onun içindir ki bizler bugünlerde yalnız bugünü konuşamayız. Maziyi de konuşmak zorundayız. İstikbali de konuşmak zorundayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>"3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevkidir"</strong></p>

<p>Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’ne az bir vakit kaldığını söyleyen Bahçeli, "Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz 3 Mayıs Milliyetçiler Günü, Türk milliyetçiliğinin varoluş tarihinde mümtaz bir mevki, mücadele hafızasında müstesna bir merhale, gönüllerde ise sönmeyen bir meşaledir. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir’ sözü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün millet tasavvurunu en veciz şekilde ortaya koyan tariflerden biridir. Millet, yalnızca aynı hudutlar içinde yaşayan insanların toplamı olarak anlaşılmamalıdır. Millet, aynı kaderi yüklenmiş, aynı vatanda yan yana durmayı tarih önünde iradeye dönüştürmüş, zaman içinde birbirinin acısına alışmış, sevincine iştirak etmiş, hafızasını müşterek hatıralarla beslemiş beşerî ve siyasî bir terkiptir" ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>"3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür"</strong></p>

<p>Türk milliyetçiliğinin geçici heveslerin değil, ülküye adanmışların davası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Türk milliyetçiliği, günü kurtarmaya memur dar kadroların değil; asırları inşa etmeye namzet olanların mirasıdır. Tarihine yaslanan, töresiyle yaşayan, terbiyesini köklerinde bulanların yegâne sancağıdır. İşte bu nedenle 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin şerefli bir hatırası olmanın da üstünde bir manaya sahiptir. 3 Mayıs, Milliyetçi Hareket Partisi’ni bugüne taşıyan iradenin hangi ateşlerle sınandığının, hangi zincirlerle kuşatıldığının, hangi tertiplerle yolundan koparılmak istendiğinin başlıca timsalidir. 3 Mayıs, millet şuurunun taviz kabul etmeyen bir iradeye dönüşmesidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin yalnız bir fikir cereyanı olarak kalmayıp bir ahlak, bir şahsiyet ve bir mücadele disiplini hâlinde tecelli etmesidir. 3 Mayıs, devrin karanlığı karşısında sinmeyenlerin, tehdit karşısında eğilmeyenlerin, baskı karşısında susmayanların vakur duruşudur. 3 Mayıs, Türk milletinin kendi kimliğine, kendi tarihine, kendi istikbaline ve kendi manevi-milli varlığına sahip çıkma iradesinin billurlaşmış halidir. 3 Mayıs, Türk milliyetçiliğinin Türk gençliğinin omuzlarında yükseldiği gündür" açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>"Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir"</strong></p>

<p>Bahçeli, 3 Mayıs tarihinde mahkeme salonlarında direnenlerin sadece bir fikri savunmadığını belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti:</p>

<p>"Geri çekilmek mümkündü. Fakat onlar Türk milliyetçiliğini bir tercih değil, bir mecburiyet olarak gördüler. Başbuğumuz Alparslan Türkeş ise o fikri sadece müdafaa edilen bir mefkûre olmaktan çıkarıp bir teşkilat iradesine dönüştürdü. Şehitlerimizin aziz hatıraları üzerine yükselen Türk-İslam davası, Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte Türk milliyetçisinin yüreğinde kökleşmiş, istikbalinde mevzilenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğinin siyasetteki yegane kalesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, devletin ve milletin varlığında kendi varlığını eritenlerin burcudur. Milliyetçi Hareket Partisi, mayası bozulmamışların, tuzu kokmamışların, çizgisi eğrilmemişlerin, hedeften sapmamışların, yoldan çıkmamışların son sığınağıdır."</p>

<p><strong>"Kerkük, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır"</strong></p>

<p>Milliyetçiliklerinin yalnız Anadolu coğrafyasına sıkıştırılabilecek bir itibar davası olarak görülemeyeceğinin altını çizen Bahçeli, nerede bir Türk yaşıyorsa, orasının gönül haritalarının bir parçası olduğunu kaydetti. Bahçeli, Türk milliyetçiliğinin; sınırları ötesinde bastırılmak istenen Türkmenlerin sesinin muhafızı olduğunu ifade ederek, "Türk milliyetçiliği, unutturulmak istenen tarihin, silinmek istenen hatıraların müdafaa hattıdır. Bu hattın yol bulduğu satıh da Misak-ı Milli coğrafyasıdır. Misak-ı Milli coğrafyası denildiğinde ise yüreklerimize hasret düşmektedir. Bu hasretlerin başında ise Kerkük gelmektedir. Kerkük, ecdadımızın hüzünle yoğrulmuş emaneti, onur mücadelesinin bayraktarı, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür"</strong></p>

<p>Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan gördüklerini ve bunu da Türk olmanın bir gereği olarak idrak ettiklerini söyleyen Bahçeli, Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulmün, Türk milletinin vicdanına kazınmış kahredici bir imtihan olduğunu belirtti. Bahçeli, birçok Türkmen ailenin yurdundan edilmek istendiğini de söyleyerek, "Türkmeneli’nde Türkçenin sesini kısmaya, tarihi mevcudiyeti bulandırmaya, milli kimliği zayıflatmaya, kadim Türk yurdunu siyasi oyunlar ve demografik tertiplerle özünden koparmaya yeltenenler olmuştur. Ancak bilinmelidir ki Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür" dedi.</p>

<p><strong>"Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır"</strong></p>

<p>Muhammed Seman Ağa’nın Kerkük Valisi seçilmesinin, tarihi acılara bir merhem olduğunu belirten Bahçeli, "Bu gelişme, Kerkük’te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu; Türkmen’i yok saymayan, Arap’ı dışlamayan, Kürt’ü ötekileştirmeyen, Süryani’yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir. Nasıl ki Türkiye Yüzyılı’nın kutlu hedefi terörden arınmış, huzurun hüküm sürdüğü Terörsüz Türkiye ise; gönül coğrafyamızdaki arzumuz da aynı istikamettedir. Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzen bölgeye nefes aldıracaktır. Bizim muradımız; tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız"</strong></p>

<p>Bahçeli, Kerkük’ün bir miras, Türkmenlerin ise sahipsiz bırakılmayacak bir emanet olduğunu dile getirerek, "Kerkük bir daha pazarlık masalarına konu olmayacaktır. Soydaşlarımız canıyla, malıyla, diliyle ve duasıyla yurdundan koparılamayacaktır. Huzurumuz hiçbir karanlık denklemin, hiçbir kalleş müzakerenin malzemesi hâline getirilemeyecektir. Türkçenin sesi kısılamayacak, hiçbir Türkmen ocağının ışığı söndürülemeyecektir. Devran dönmüştür. Asır Türk asrıdır, Türkiye asrıdır. Kerkük yaşayacak, Türkmeneli doğrulacak, Allah’ın izniyle de ebediyen yaşayacaktır. Biz ne Kerkük’ü unuturuz ne Musul’u zihnimizden çıkarırız ne de soydaşlarımızı sahipsiz bırakırız. Kerkük’ten Doğu Türkistan’a; Karabağ’dan Kıbrıs’a kadar ahde vefanın adı olan bütün kardeşlerimizin yanındayız. Çizgimizden sapmayız, yolumuzdan şaşmayız, hedefi şaşırmayız" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>"Kerkük’ün eski günlerine dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı"</strong></p>

<p>Irak’ın Türkiye için sıradan bir komşu olmadığını aktaran Bahçeli, "Irak’ta huzur güçlendikçe Türkiye’nin güney hattı rahatlar. Irak’ın birliği korundukça bölgesel denge sağlamlaşır. Bu nedenle Türkiye’nin Irak siyaseti yalnız kriz ve güvenlik başlıklarına sıkıştırılamaz. Terörle mücadele hayati ve öncelikli olmakla birlikte ilişkilerin ufku enerji, ulaştırma, su yönetimi, sınır ticareti, altyapı, eğitim, kültür ve karşılıklı yatırımlarla genişletilmelidir. Kerkük ise bu büyük resmin en hassas başlığıdır. Türkiye için Kerkük, etnik bir gerilim alanı olmaktan önce ortak hafızanın ve birlikte yaşama iradesinin sembolüdür. Arzumuz, Kerkük’ün Türkmen’iyle, Arap’ıyla, Kürt’üyle, Süryani’siyle Irak’ın egemenliği altında güvenli, adil ve müreffeh bir şehir olarak güçlenmesidir. Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalıdır. Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez"</strong></p>

<p>Bahçeli, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Avrupa kıtasının ‘Rus, Türk veya Çin etkisine bırakılmaması gerektiğine’ ilişkin sözlerine de tepki göstererek, "Bu söz, sıradan bir cümle gibi geçiştirilemez. Avrupa Birliği yürütme organının en üst siyasi makamından çıkan bu ifade, bir yorumcunun, bir köşe yazarının ya da tali bir aktörün beyanı sayılamaz. Avrupa Komisyonu Başkanı’nın ağzından dökülen bu söz, dilin kazası olarak görülemez; zihnin derinliğinde duran tasnifin, kibrin ve çifte standardın dışavurumudur. Nitekim bu küstah dilin ‘jeopolitik bakımdan sorunlu’, ‘gerçeklikten kopuk’ ve ‘çifte standartlı’ bulunduğu bizzat kendi çevrelerinde dile getirilmiştir" dedi.</p>

<p><strong>"Avrupa Türkiye’siz yapamaz"</strong></p>

<p>Bahçeli, Türkiye’nin bölgesinde bir kilit ülke olduğunu da kaydederek, sözlerine şu şekilde devam etti:</p>

<p>"Bizim yönümüz asırlardır Batı’yla temas eden, Batı’yı tanıyan, gerektiğinde onunla mücadele eden, gerektiğinde onunla müzakere eden büyük tarih çizgisi içinde şekillenmiştir. Ne Brüksel bize geldiğimiz yeri gösterebilir, ne Avrupa bürokrasisi Türkiye’ye yürüyeceği yolu tarif edebilir. Türkiye’nin Rusya ile, Çin ile, Türk dünyasıyla, İslam coğrafyasıyla, Avrupa ile ve dünyanın sair merkezleriyle hangi ölçüde, hangi çerçevede ve hangi derinlikte ilişki kuracağına blok taassubu karar veremez; buna ancak millî menfaatin hükmünde işleyen devlet aklı karar verir. Buradan açıkça ifade ediyorum; Avrupa Türkiye’siz yapamaz. Güvenlikte yapamaz, enerjide yapamaz, göç yönetiminde yapamaz, ulaştırmada yapamaz ve bölgesel dengeyi kurarken yapamaz. Fakat Türkiye de Avrupa’nın tasniflerine mahkûm bir ülke hüviyetinde görülemez. Türkiye, Avrupa’sız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir. Temennimiz şudur: Avrupa, zihin altına sinmiş bu hadsizliklerle yüzleşsin. Muhasebesini sloganla değil gerçeklikle yapsın. Türkiye’ye karşı kurduğu dili çıkar hesabıyla değil rasyonaliteyle yenilesin."</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/mhp-genel-baskani-bahceli-ne-kerkuku-unuturuz-ne-musulu-zihnimizden-cikaririz.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/mhp-genel-baskani-bahceli-ne-kerkuku-unuturuz-ne-musulu-zihnimizden-cikaririz/19095</link>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:41:49 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP’de ihraç edilenler partiye geri dönüyor</title>
                                    <description>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, &quot;Geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, "Geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu" dedi.</p>

<p>CHP Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplandı. Yaklaşık 7 saat süren toplantının ardından Parti Sözcüsü Zeynel Emre, PM ve MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Emre, "Biz güçlü belediyeciliğe devam edeceğiz. Sosyal hizmetlerimize devam edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla almış olduğumuz yerlerdeki emanete sahip çıkacağız. Belediyecilik hizmetlerinin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yürümesi için her türlü çabayı yapacağız" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız"</strong></p>

<p>CHP’li belediyelere yönelik operasyonların ardından bir hukuk birimi oluşturduklarını hatırlatan Emre, "Kapsamlı bir şekilde hukukçular sürekli olan biteni raporladı, gerçeği bizlerle paylaştı. Orada bir güncellemeye gideceğiz. Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız ve bir hukuki rehberlik ve raporlama. Bunun iletişimini yapacağız vatandaşlarımızla. Biz bütün bu saldırılar karşısında gerek partinin yetkilileri, gerek partinin seçmenleri, üyeleri büyük bir kararlılık ve bütünlük içerisinde cesaretle bize karşı yürütülen ve ülkedeki esasında milli iradeye yönelik tehdide karşı, darbe girişimine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>"CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak"</strong></p>

<p>CHP olarak sahaya ineceklerini duyuran Emre, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. Bu kapsamda elbette ki yürüyen davalarda nöbet usulüyle, mecliste nöbet usulüyle arkadaşlarımız görevlerini gerçekleştirecekler ama MYK üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri, PM üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki arkadaşlarımız sahadaki il ve ilçe başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız. 196 bin sandık görevlimiz var. Bu 196 binin önemli bir kısmını güncelledik. 186 bini tekrar görev yapacak şekilde iletişime geçildi, görevlendirmeler yapıldı. Bunlar içerisinde de 106 bin sandık görevlisi, kendi sandık, saha, bölge içerisinde görevlendirilen arkadaşlarla birlikte aktif bir şekilde saha çalışmasına katılacak ve bunun bir sonraki seçime kadar sürmesini hedefliyoruz. CHP yüz binlerce görevlisiyle birlikte 81 ilde de bir dahaki seçim ortamına kadar, ki biz bir an evvel seçimin gelmesi için de gerekli çalışmayı, çabayı sergilemeye devam edeceğiz."</p>

<p><strong>Partiden ihraç edilenler geri dönüyor</strong></p>

<p>Emre ayrıca geçmiş dönemlerde partiden ihraç edilenlere yönelik şunları söyledi:</p>

<p>"Tam rakam olarak 30 civarında geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Bizim çizgimiz gereği bağışlanma talebi ve dosyaları görüşülmüş, eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz yani. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu."</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/chpde-ihrac-edilenler-partiye-geri-donuyor.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/chpde-ihrac-edilenler-partiye-geri-donuyor/19084</link>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:16:17 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>AYM Başkanı Özkaya: &quot;AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü&quot;</title>
                                    <description>Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, &quot;Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye’deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü"</strong></p>

<p>AYM’nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.</p>

<p>Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti.</p>

<p>Özkaya konuşmasına şöyle devam:</p>

<p>"Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir."</p>

<p><strong>"AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür"</strong></p>

<p>Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM’nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu.</p>

<p>Başkan Özkaya, AYM’nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti.</p>

<p><strong>"Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır"</strong></p>

<p>AYM’nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu.</p>

<p>Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM’nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti.</p>

<p>Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.</p>

<p>Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya’nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldı</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/aym-baskani-ozkaya-aym-cok-katmanli-hak-koruma-mekanizmasinin-onemli-bir-aktoru.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/aym-baskani-ozkaya-aym-cok-katmanli-hak-koruma-mekanizmasinin-onemli-bir-aktoru/19069</link>
                <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:41:23 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: &quot;Oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak&quot;</title>
                                    <description>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, &quot;Oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak" dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türk Kızılay tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi’nde konuştu. Yılmaz, Türk Kızılay’ın devletle milleti aynı hedefte buluşturan önemli bir değer olduğunu belirterek, "Bizleri bugün bir araya getiren bu zirvenin ‘gençliğin aynasında aile, sosyal gözlemden stratejik değerlendirmeye’ teması ile düzenlenmesi içinde bulunduğumuz dönemin gerçekliğine uygun bununla örtüşen bir yaklaşım" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yılmaz, tek kişinin yaşadığı hane oranının 2024 itibarıyla yüzde 20’ye geldiğini, ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,11 olduğunu, hanelerde kalabalık ailelerin kalmadığını aktararak, "TÜİK verileri tek kişilik hane halkı oranının arttığını, buna karşın çekirdek ve geleneksel aile oranının ise azaldığını gösteriyor. Kuşaklar arası ilişkilerden bakım yüküne, ekonomik dayanışmadan sosyal destek mekanizmalarına kadar çok boyutlu bir yeniden yapılanmayı bütüncül bir şekilde ele almak zorundayız. TÜİK verilerine göre 2015 yılında tek kişinin yaşadığı hane halkı, toplam hane halkının yüzde 14’ünü oluştururken bugün bu oran yüzde 20’ye yükselmiş durumda. 10 yıl önce yaklaşık 3,1 milyon kişi tek başına bir evde yaşarken, günümüzde tek başına yaşayanların sayısı 5,5 milyonu bulmuş durumda. Türk toplumunda en yaygın aile türü olan çekirdek ailenin oranı 2015 yılında yüzde 67 iken, 2025 yılında yüzde 63’e, geniş aile oranı ise yüzde 17’den yüzde 13’e düşmüş durumda. Boşanma sayılarındaki artış da maalesef aile dinamiklerini etkileyen diğer bir unsur" açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>"Genç nüfusun maalesef oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz"</strong></p>

<p>Gençlerin nüfus yapısının da üzerinde durulması gereken bir konu olduğunun altını çizen Yılmaz, "15-24 yaş arası gençlerin 2015 yılında toplam nüfus içindeki oranı yüzde 16 iken 2025’te bu oran yüzde 15’e geriledi ve giderek de azalıyor. Bu eğilim devam ederse maalesef 2040’lı yıllara geldiğimizde bu yüzde 12’ye ye 2045’te yüzde 10’a kadar gerileyecek. Dolayısıyla genç nüfusun maalesef oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz. Bununla birlikte evlilik yaşı yükseliyor. Çok daha geç yaşlarda evlenmeye başladı gençlerimiz. Ve bu da çocuk sayısını azaltıyor. Nüfus niye azalıyor diye baktığımızda en önemli sebep belki bu. İnsanlar daha geç evlendiği için daha geç yaşta evlenenler geçmişte de çok fazla sayıya sayıda çocuk sahibi olamıyorlardı. Bugün de bu evlilik yaşının yükselmesi nüfusun azalmasında çocuk sayısının azalmasında en temel belirleyici" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Nüfusumuz hala gençken müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım"</strong></p>

<p>Bir toplumun yaşlanmadan zenginleşmesi gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Gelecekte bu gençlerin enerjisini iyi değerlendirirse ileride daha farklı bir toplum haline gelir. Ama bir toplum hem yaşlı hem yoksulsa bu tam bir felaket. İşte bu duruma bir toplumun düşmemesi lazım. Yaşlanmadan zenginleşmemiz lazım. Nüfusumuz hala gençken, hala dinamikken bizim bu kalkınma süreçlerini, gelişme süreçlerini tamamlayıp, güçlü çok müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım" dedi.</p>

<p><strong>"Gençlerimizin aile kurumuna atfettiği değerin varlığını koruduğunu memnuniyetle görüyoruz"</strong></p>

<p>Araştırma sonucundaki bulguları değerlendiren Yılmaz, bu çerçevede çok yönlü politikaları hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Gençlerimizin aile kurumuna atfettiği değerin varlığını koruduğunu memnuniyetle görüyoruz. Ancak bu değerin hayata geçirilmesinin yeni şartlara bağlı hale geldiğini de görüyoruz. Gençler için evlilik artık kendiliğinden ilerleyen bir süreç değil güvenli bir gelecek, istikrarlı bir gelir ve sağlıklı bir yaşam zemini üzerine inşa edilmesi gereken bir tercih olarak görülüyor. Aile yapısındaki değişimler yalnızca sosyal yaşam alışkanlıklarıyla sınırlı kalmamakta bireyselleşmenin artması, aile, evlilik kurumu ve değerlerde aşınma gibi unsurlarla toplumsal yapıyı da etkiliyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak"</strong></p>

<p>Yılmaz, dijitalleşmenin hız kazanmasıyla sosyal medya ve sanal ortamlarda yeni risk alanları oluştuğuna işaret ederek, "15 yaş altına sosyal medya sınırlaması geldi. Diğer birçok boyutuyla birlikte bu çok çok kıymetli ve oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak. Çocukların dijital dünyadaki mahremiyet hakları, açık rıza ilkesi ve unutulma hakkıyla yasal güvence altına alınması gibi hususlar yine burada karara bağlanmış durumda" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Yılmaz, kamu ve özel sektörde çalışan anneler için doğum izni süresinin 24 haftaya çıkarıldığını, çalışan annelerin doğum süreçlerinde çocuklarıyla daha fazla ilgilenme imkanına kavuştuğunu, babalık izninin de 5 günden 10 güne çıkarıldığını aktardı. Yılmaz, "Annelerimiz, artık çalışan annelerimiz özellikle çok daha rahat bir şekilde bu doğum süreçlerinde çocuklarıyla ilgilenme imkanına kavuşmuş olacaklar. Bu çok büyük bir fedakarlık, hakikaten çok önemli. OECD ülkeleri arasında da ilk 10 ülkeye girmiş durumdayız. Bu alınan kararla ailelerimiz için, annelerimiz için özellikle tabii ki annelerin şefkatini daha fazla görecek için görecek olan yavrularımız için hayırlı olsun diyorum" açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>"Aile hayatıyla iş hayatını birlikte sürdürmeye imkan veren modeller üzerinde de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz"</strong></p>

<p>Kadınların hem ev hem iş hayatını aynı anda sürdürebilmeleri adına çalışmalarını sürdürdüklerine değinen Yılmaz, "Bu çerçevede bu bakım hizmetlerini, kreşleri arttırdığımız gibi yeni çalışma modelleri üzerinde de duruyoruz. Orada da Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte daha esnek çalışma modelleri, aile hayatıyla iş hayatını birlikte sürdürmeye imkan veren modeller üzerinde de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz" dedi.</p>

<p><strong>"Bu hadiseleri yaşamak istemiyorsak güvenlik tedbirleri elbette önemli"</strong></p>

<p>Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okullara yönelik saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Bu hadiseleri yaşamak istemiyorsak güvenlik tedbirleri elbette önemli, onları da en üst düzeyde yapıyoruz, çalışıyoruz ama en önemlisi dirençli bir toplum olmak, sosyal bir bütünlük içinde bu sorunları çözmek. Çünkü görüyoruz ki bu olayları incelediğimizde mesele sadece belli alanlarla sınırlı değil, sosyal medyadan başlayıp daha geniş sosyal atmosfere varıncaya kadar bütün bu çok katmanlı bir mesele ile karşı karşıyayız. Çözümün de çok katmanlı, çok boyutlu, bütüncül bir çözüm olması gerekiyor. Biz de bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz."</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-oyun-platformlarina-yonelik-daha-siki-denetimler-olacak.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/cumhurbaskani-yardimcisi-yilmaz-oyun-platformlarina-yonelik-daha-siki-denetimler-olacak/19028</link>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:57:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Tekin: &quot;Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi&quot;</title>
                                    <description>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, &quot;Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi. Bu geleneğin en bariz noktalarından bir tanesi, Türkistan’daki ilk Türk devletlerinde başlayan sıkıntılı dönemlerde önemli devlet işlerinin toplumda istişare edildiği bir gelenek üzerine inşa edilmesi&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi. Bu geleneğin en bariz noktalarından bir tanesi, Türkistan’daki ilk Türk devletlerinde başlayan sıkıntılı dönemlerde önemli devlet işlerinin toplumda istişare edildiği bir gelenek üzerine inşa edilmesi" dedi.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açılışının 106. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen programa katıldı. Program öncesi Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde cuma namazını kılan Bakan Tekin, daha sonra beraberindeki öğrencilerle birlikte mehter takımı eşliğinde 1. TBMM Binası’na yürüyüş gerçekleştirdi. Tarihi Meclis binası önünde düzenlenen törende, dualar eşliğinde TBMM’nin açılışını temsilen kurdele kesimi yapıldı. Programa katılan öğrenciler, o günün ruhunu yaşatmak amacıyla düzenlenen etkinliklerde aktif rol aldı. Etkinlikler kapsamında ayrıca temsili olarak Meclis oturumu gerçekleştirildi. Öğrencilerin söz aldığı oturumda milli egemenliğin önemi vurgulanırken, 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesinin anlamı bir kez daha hatırlatıldı.</p>

<p>Programda konuşan Bakan Tekin, geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırılarının tekrarının yaşanmaması temennisinde bulundu. Gazi Meclis’in birçok zorluklarla açıldığını dile getiren Bakan Tekin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bu Meclis için tüm varını yoğunu verdiğini sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>"Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi"</strong></p>

<p>Türk devletlerinde önemli problemlerin halk ile istişare edildiğini ve bu durumun ilk Türk devletlerinden beri var olduğunu belirten Bakan Tekin, "Geçtiğimiz hafta yaşadığımız olayda kaybettiğimiz öğretmenimiz ve öğrencilerimizi anmamız lazım. Kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Şu anda hastanelerde tedavisi devam eden kardeşlerimize Allah’tan şifa ediyorum. Yakınlarına Allah’tan sabır diliyorum. İnşallah bu tür olayları tekrar yaşamayız. Türk devlet geleneği türedi bir gelenek değil, dünyanın en eski devlet geleneklerinden bir tanesi. Bu geleneğin en bariz noktalarından bir tanesi Türkistan’daki ilk Türk devletlerinden başlayan sıkıntılı dönemlerde önemli devlet işlerinin toplumda istişare edildiği bir gelenek üzerine inşa edilmesi. İslamiyet’in kabulü sonrasında ise arkamda yazılı olan ayet-i kerimede buyurulduğu şekilde, devlet yönetiminde yönetilenlerle istişare ederek devlet yönetiminin daha etkin olacağı, bu şekilde yapılması gerektiği buyurulmuştur" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Eski Türk devletleri de bizim devletimiz, Osmanlı Devleti de bizim devletimiz"</strong></p>

<p>Türkiye’nin bağımsızlığına ve birliğine yardım eden herkesin ayrı bir rolü olduğunu ve hepsini minnetle anmak gerektiğini vurgulayan Bakan Tekin, "Eski Türk devletleri de bizim devletimiz, Osmanlı Devleti de bizim devletimiz. Osmanlı devlet adamları da bizim devlet adamlarımız, Kurtuluş Savaşı’nı yürüten Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları da bizim devlet önderlerimiz. Bu ülkeye, bu ülkenin bağımsızlığına, bu ülkenin egemenliğine katkı veren herkesi ayrım gözetmeksizin hayırla yad etmemiz gerekiyor. Bize düşen şey de bu birlikteliği, bu devamlılığı gelecek kuşaklara aksettirecek, gelecek kuşakların da bu devamlılığa sahip çıkmasını sağlayacak bir eğitim-öğretim ortamı oluşturmak. Nisan ayında ‘Maarif’in Kalbinde Çocuk’ etkinlikleriyle kastettiğimiz şey, bu etkinliklerle ilgili illere gönderdiğimiz genelgelerde ve uygulamalardaki kılavuzlarda bu devamlılığı sağlayacak, çocuklarımızın milli egemenliğe, başta bayrak olmak üzere değerlerimize sahip çıkacak etkinlikler içerisinde bulunması ve bu şuurla yetişmesi bizim birinci önceliğimiz. İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde milli birliğimizin, beraberliğimizin, dayanışma ve yardımlaşma duygularımızın ne kadar önemli ve gerekli olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Hepimizi ayrım gözetmeksizin bu değerlere sahip çıkmaya, bu değerlere sahip çıkacak etkinliklerde bulunmaya davet ediyorum" şeklinde konuştu.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/bakan-tekin-turk-devlet-gelenegi-turedi-bir-gelenek-degil-dunyanin-en-eski-devlet-geleneklerinden-bir-tanesi.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/bakan-tekin-turk-devlet-gelenegi-turedi-bir-gelenek-degil-dunyanin-en-eski-devlet-geleneklerinden-bir-tanesi/19025</link>
                <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:55:36 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Nisan’da koltuğunu Civan Boran’a devretti</title>
                                    <description>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve beraberindeki çocukları kabul etti. Kabulde Erdoğan, koltuğunu 5. sınıf öğrencisi Civan Boran Vargün’e devretti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve beraberindeki çocukları kabul etti. Kabulde Erdoğan, koltuğunu 5. sınıf öğrencisi Civan Boran Vargün’e devretti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve beraberindeki çocukları kabul ederek, Cumhurbaşkanlığı koltuğunu 5. sınıf öğrencisi Civan Boran Vargün’e devretti. Kabine ve Milli Güvenlik Kurulu gibi önemli toplantıların gerçekleştirildiği salonda bu kez minikler vardı. Minikler hem sorular sordu hem de şiirler okudu. Kendi yazdığı şiir kitabını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye eden 2. sınıf öğrencisi Bengü Yeşilbaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazdığı akrostiş şiiri okudu. Daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı görmek istediği için gözyaşları döken 3. sınıf öğrencisi Mutlucan Korkmaz ise, Erdoğan’ın yanına giderek sarıldı. Mutlucan Korkmaz, daha sonra Ziya Gökalp’in 1912 tarihli "Asker Duası" isimli şiirini okudu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada yapılan tüm hizmetlerin çocukların geleceği için yapıldığını söyleyerek, "Bu anlamlı günde siz evlatlarımızı milletin evinde ağırlamanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize hepiniz hoş geldiniz. Öncelikle her birinizin gözlerinden öpüyor, 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı yürekten kutluyorum. Sizlerin aracılığıyla tüm çocukların bayramını tebrik ediyorum. Geçtiğimiz hafta milletçe hepimizi ziyadesiyle üzen iki olay yaşadık. Saldırılarda kaybettiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, tedavileri devam eden vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. 23 Nisan’ı çocuklara armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile Milli Mücadele’yi başarıyla yöneten Meclisimizin değerli üyelerini saygıyla anıyorum. Burada şunu tüm kalbimle sizlere ifade etmek isterim. Işıl ışıl parlayan gözleriniz, gökyüzü kadar temiz ve masum yüzleriniz, şefkat ve merhamet dolu yüreğinizle her biriniz bizim umudumuzsunuz. Sizin gibi yavrularımızla her buluşmamızda Türkiye’nin aydınlık geleceğine olan inancım daha da artıyor, güçleniyor. Çünkü ileride bu koltuklarda sizler oturacak, bu makamlara inşallah sizler geleceksiniz. Üstlendiğiniz görevlerde ülkenize ve milletinize en güzel şekilde hizmet edeceksiniz. Biliyorum ki aranızdan çok kıymetli isimler çıkacak. Bilimde, sanatta, sporda, siyasette, sivil toplumda, yani hayatın her alanında birer yıldız gibi parlayacaksınız. Yeter ki hayallerinizle aranıza hiçbir engelin girmesine izin vermeyin. Yeter ki kendinize güvenin, başarabileceğinize inanın. Disiplinli bir şekilde çalışmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyin. Gerisi sadece biraz sabır ve zaman meselesidir. Bundan hiçbir şüphe duymadığımı özellikle vurgulamak istiyorum. Bugün ne yapıyorsak sizin hayallerinizi gerçekleştirmeniz için yapıyoruz. Ne yapıyorsak gözlerinizdeki ışık hayatınız boyunca hiç sönmesin diye yapıyor, bunun samimi mücadelesini veriyoruz. Sizleri seviyor, her birinize inanıyor, güveniyor, hepinizin tek tek gözlerinden öpüyorum. Ailelerinize, öğretmenlerinize ve üzerinizde emeği olan herkese buradan selamlarımı iletiyorum. Ziyaretiniz için teşekkür ediyorum. Hepinize sağlıklı, mutlu ve başarılı ömürler diliyorum" dedi.</p>

<p>Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan çocuklara bisiklet hediye ederek, onlarla fotoğraf çektirdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/cumhurbaskani-erdogan-23-nisanda-koltugunu-civan-borana-devretti.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/cumhurbaskani-erdogan-23-nisanda-koltugunu-civan-borana-devretti/19015</link>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:46:10 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Çiftçi’den okul güvenliğine ilişkin açıklama: &quot;81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz&quot;</title>
                                    <description>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki saldırıların ardından okul güvenliğinin tüm boyutlarıyla yeniden ele alındığını belirterek, 81 ile kapsamlı tedbirleri içeren genelge gönderileceğini açıkladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki saldırıların ardından okul güvenliğinin tüm boyutlarıyla yeniden ele alındığını belirterek, 81 ile kapsamlı tedbirleri içeren genelge gönderileceğini açıkladı.</p>

<p>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde bulunan Vilayetler Evi’nde basın mensupları ile bir araya geldi. Bakan Çiftçi, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan saldırıların ardından okul güvenliğine ilişkin yeni tedbirlerin hayata geçirileceğini duyurdu.</p>

<p><strong>"81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz"</strong></p>

<p>Bakan Çiftçi, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla valiler, il emniyet müdürleri, il jandarma komutanları ve il millî eğitim müdürleriyle kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildiğini belirterek, "81 il valiliğimize uygulanacak tedbirleri içeren bir genelge göndereceğiz. Öncelikle bütün okulların çevresi yeniden risk esaslı değerlendirilecek; giriş-çıkış yoğunluğu, öğrenci hareketliliği, servis güzergâhları, kör noktalar ve çevresel risk alanları tek tek gözden geçirilecek. Okul giriş ve çıkış saatlerinde kolluk görünürlüğü artırılacak. Metruk yapılar, parklar, internet kafeler, oyun salonları ve öğrencilerin yoğun bulunduğu güzergâhlarda devriye ve denetimler sıklaştırılacak. Kamera sistemleri, giriş-çıkış kontrolü, ziyaretçi usulleri ve güvenli toplanma alanları yeniden değerlendirilecek; eksikler süratle giderilecek. Daha önce yılda iki kez yapılan ‘Okul Güvenliği’ toplantıları artık her ayın ilk haftasında düzenli yapılacak. Her okulda okul müdürü, rehber öğretmen, en yakın kolluk amiri ve sosyal hizmet uzmanının yer alacağı bir ‘güvenlik kurulu’ oluşturulacak. Biz burada yedi basamaklı bir çerçeve üzerinde çalışıyoruz: risk ve tehdit analizlerinin yenilenmesi, fiziki güvenlik önlemlerinin artırılması, erken uyarı sistemi, takip görevi, rehberlik-güvenlik koordinasyonu, bakanlıklar arası eşgüdüm ve acil durum farkındalık eğitimi.</p>

<p>Bakan Çiftçi, akran zorbalığı, dijital riskler ve öğrencilerin psikososyal durumlarının da yakından izleneceğini belirterek, devamsızlık yapan ve risk altında olduğu değerlendirilen çocuklar için okul-aile-kamu kurumları arasında daha güçlü bir takip mekanizması kurulacağını ifade etti.</p>

<p>Rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirileceğini vurgulayan Çiftçi, ruhsatlı silah sahibi ebeveynlere yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yapılacağını, ruhsatsız silahla mücadelenin de kararlılıkla süreceğini kaydetti.</p>

<p>Her ilin kısa, orta ve uzun vadeli plan hazırlayarak tedbirleri düzenli şekilde Bakanlığa raporlayacağını bildiren Bakan Çiftçi, olası olaylara müdahale kapasitesinin de yeniden değerlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>Okul saldırılarının ardından dijital mecraların da yakından takip edildiğini belirten Bakan Çiftçi, bazı hesapların suçu övdüğünü, saldırganlığı teşvik ettiğini ve toplumu provoke etmeye çalıştığını söyledi. Bakan Çiftçi, "Kolluk kuvvetlerimizin sanal devriye faaliyetleri kapsamında 2025 yılında 210 bin 234, 2026 yılı 16 Nisan itibarıyla da 86 bin 937 hesap yöneticisi ve kullanıcısı tespit edildi. Sadece bu iki okul saldırısı sonrasında saldırgan içerikli 539, provokatif içerikli 379 hesap yöneticisi veya kullanıcısı hakkında gerekli işlemler başlatıldı. Olaylarla bağlantılı 8 bin 11 URL için içerik çıkarılması ve erişim engellenmesi süreci işletildi; toplamda 8 bin 270 URL hakkında karar uygulandı. ‘C31K’ isimli oluşuma ait Telegram üzerinde faaliyet gösteren 259 kanal kapatıldı. Provokatif paylaşım yapan çok sayıda sosyal medya hesabı tek tek incelendi; bunlarla ilgili adli süreçler devreye alındı. Tutuklama, adli kontrol, erişim engeli ve yakalama süreçleri de eş zamanlı yürütüldü. Ayrıca kamu düzenini bozan, suçu ve suçluyu öven, olayları manipüle eden çok sayıda hesap ve şahıs hakkında erişim engeli talebinde bulunuldu. Muhterem Cumhurbaşkanımızın da ortaya koyduğu kararlı irade doğrultusunda sanal devriye kapasitemizi artırdık. Bizim için dijital alan, hukukun dışında kalan bir alan değildir. Sokakta suça nasıl geçit vermiyorsak, sosyal medya ve dijital mecralarda suçu öven yapılara da aynı kararlılıkla müdahale ediyoruz. Sanal dünya da hukuk dışı bir alan değildir; suçu övene de toplumu provoke edene de dijital mecralarda alan bırakmayacağız"</p>

<p><strong>Gülistan Doku dosyasında yeni gelişmeler</strong></p>

<p>Bakan Çiftçi, Gülistan Doku dosyasına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Dosyada maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının öncelikleri olduğunu belirten Çiftçi, 17 Nisan tarihli onayla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında ortaya atılan iddiaların incelenmesi için iki mülkiye müfettişi görevlendirildiğini ifade etti.</p>

<p>Aynı tarihte Sonel’in görevden uzaklaştırıldığını ve gözaltına alındığını belirten Bakan Çiftçi, 21 Nisan’da çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandığına dikkati çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"20 Nisan 2026 tarihli onayla da olay sonrasındaki inceleme, araştırma ve soruşturma süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek üzere 2 Mülkiye Müfettişi ve 2 Polis Müfettişi daha görevlendirildi. Jandarma Genel Komutanlığımız cesedin bulunması için teknik ve lojistik destek sağlıyor. Süreç çok yönlü şekilde devam ediyor. Dün Bakan Yardımcımız Kübra Güran Hanımefendi, hem yerinde incelemeler yapmak, hem de Adalet Bakanlığımızla ortak bir toplantı yapmak üzere Tunceli’deydi. Bizim yaklaşımımız nettir: hiçbir iddia karşılıksız bırakılmaz, hiçbir ihmal görmezden gelinmez, hiçbir süreç karanlıkta kalmaz. Bu dosyada tek hedefimiz vardır: Somut gerçeğin bütün yönleriyle ortaya çıkması."</p>

<p>Bakan Çiftçi, kasten öldürme suçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, temel önceliklerinin her olayın aydınlatılması ve faillerin adalete teslim edilmesi olduğunun altını çizdi. Bakan Çiftçi, "2003’ten bugüne yani AK Parti hükümetimiz döneminde meydana gelen kasten öldürme olaylarının yüzde 97,2’si aydınlatıldı. Özellikle faili meçhul dosyalarda son yıllarda çok ciddi bir düşüş sağladık. 2023, 2024, 2025 yıllarında ve 2026’nın ilk döneminde faili meçhul olay kaydı bulunmuyor. Bu sonuç; kriminal kapasitenin güçlenmesinin, olay yeri inceleme kabiliyetinin gelişmesinin ve emniyet-jandarma koordinasyonunun kuvvetlenmesinin somut sonucudur. Faili firar dosyalarında da mücadelemiz kesintisiz sürüyor" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Firari failler için uluslararası takip</strong></p>

<p>Faili firar dosyalarında da mücadelenin kesintisiz sürdüğünü belirten Bakan Çiftçi, 262 kişi hakkında kırmızı bülten çıkarıldığını, 94 kişi için ise kırmızı bülten talebinde bulunulduğunu bildirdi.</p>

<p>Yurt içine ya da yurt dışına kaçan faillerin yakalanması için tüm ulusal ve uluslararası mekanizmaların devreye alındığını ifade eden Bakan Çiftçi, "Hiçbir dosya sahipsiz değildir; her olay sonuna kadar takip edilir" dedi.</p>

<p>Bakan Çiftçi, kasten öldürme suçlarında hiçbir dosyanın sahipsiz bırakılmadığını vurgulayarak, "Her failin peşine düşüyor, adalete teslim ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Faili meçhul cinayetler ve firari faillere ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Bakan Çiftçi, kasten öldürme gibi insan hayatını hedef alan suçlarda temel önceliklerinin her olayın aydınlatılması ve faillerin adalete teslim edilmesi olduğunu belirtti. Çiftçi, "2003’ten bugüne yani AK Parti Hükümetimiz döneminde meydana gelen kasten öldürme olaylarının yüzde 97,2’si aydınlatıldı. Özellikle faili meçhul dosyalarda son yıllarda çok ciddi bir düşüş sağladık. 2023, 2024, 2025 yıllarında ve 2026’nın ilk döneminde faili meçhul olay kaydı bulunmuyor. Bu sonuç; kriminal kapasitenin güçlenmesinin, olay yeri inceleme kabiliyetinin gelişmesinin ve emniyet-jandarma koordinasyonunun kuvvetlenmesinin somut sonucudur. Faili firar dosyalarında da mücadelemiz kesintisiz sürüyor. 262 kişi hakkında kırmızı bülten çıkarıldı. 94 kişi için kırmızı bülten görüşü soruldu. Yurt içine ya da yurt dışına kaçmış faillerin yakalanması için ulusal ve uluslararası bütün mekanizmaları devreye alıyoruz. Hiçbir dosya sahipsiz değildir; her olay sonuna kadar takip edilir. Kasten öldürmede hiçbir dosyayı sahipsiz bırakmıyoruz; her failin peşine düşüyor, adalete teslim ediyoruz" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Sokak çetelerinin ise ‘Yeni Nesil Suç Örgütleri’ tanımlandığını kaydeden Çiftçi, bunların hem asayişi bozan hem de mahalle huzurunu hedef alan, gençleri suça sürükleyen ve şehir güvenliğini tehdit eden yapılar olduğuna dikkati çekti.</p>

<p>Çiftçi, 2026 yılını ‘Yeni Nesil Suç Örgütleri’ mücadele yılı ilan ettiklerini kaydederek, "Kendilerine çizgi film karakterlerinden ya da takma isimlerden esinlenerek adlar veriyorlar. Gösterişi, sosyal medya görünürlüğünü ve korku yaymayı bir yöntem olarak kullanıyorlar. Yaş ortalamaları düşüyor, hızlı para kazanma hevesi öne çıkıyor. Dijital platformları hem propaganda hem de suç gelirleri bakımından daha yoğun kullanıyorlar. Sabit merkezleri zayıf, örgütsel bağları daha gevşek, hareket tarzları daha öngörülemez. Bu nedenle bunlarla mücadele de klasik yöntemlerle sınırlı kalamaz" diye konuştu.</p>

<p>Geçen yıl yılında 652 organize suç çetesine yönelik bin 730 operasyon gerçekleştirdiklerini anımsatan Çiftçi, bu operasyonlarda 14 bin 75 şahsın gözaltına alındığını, 7 bin 659 şahsın tutuklandığını, 3 bin 463 şahıs hakkında ise adli kontrol işlemi yapıldığını bildirdi.</p>

<p>Çiftçi 1 Ocak-16 Nisan 2026 döneminde ise 274 organize suç çetesine yönelik 676 operasyon yaptıklarını belirterek, geçen yılın aynı döneminde 222 çeteye yönelik 556 operasyon düzenlendiğini belirtti. Hem operasyon sayısını hem de darbe indirdikleri yapı sayısını artırdıklarına dikkati çeken Çiftçi, aynı dönemde 4 bin 963 şahsın gözaltına alındığını, 2 bin 219 şahsın tutuklandığını ve bin 129 şahıs hakkında adli kontrol kararı verildiğini dile getirdi.</p>

<p>Operasyon yapılan suç çetelerinin 191’nin KOM, 41’nin narkotik ve 42’sinin ise siber bağlantılı organize suç örgütlerinden oluştuğunu ifade eden Çiftçi TCK 220 kapsamında mevcut planlı dosya sayısının da 489 olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>"1 Ocak-16 Nisan 2026 arasında 32 bin 523 ruhsatsız silah yakalandı"</strong></p>

<p>Çiftçi, ruhsatsız silah konusunun doğrudan kamu düzenini, vatandaşların güvenliğini ve toplumsal huzuru etkileyen bir başlık olduğunu söyleyerek, bu konudaki mücadelelerini tavizsiz sürdürdüklerini vurguladı.</p>

<p>Çiftçi, son iki sene içerisinde ruhsatsız silah kapsamında 243 bin 208 şahıs hakkında işlem yapıldığını kaydetti ve 1 Ocak-16 Nisan 2026 arasında 32 bin 523 silah yakalandığını ve 33 bin 120 şahsa işlem yapıldığını sözlerine ekledi.</p>

<p>Yakalanan silahların 14 bin 226’sının tabanca, 6 bin 170’inin kurusıkı tabanca, 11 bin 554’ünün av tüfeği ve 573’ünün uzun namlulu silah olduğunu açıklayan Çiftçi, Emniyet ve jandarma güçlerinin ruhsatsız silahları kaynağında tespit etmek, ele geçirmek ve sorumluları adli mercilere teslim etmek için aralıksız çalıştığını belirtti.</p>

<p>Belediyelere yönelik soruşturmalara ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Çiftçi, İçişleri Bakanlığı’nın belediyelere yönelik işlemleri siyasi aidiyete göre değil, ihbar, şikayet, teftiş ve denetim sonuçlarına göre yürüttüğünün altını çizdi.</p>

<p>Çiftçi, 31 Mart 2024 mahalli idareler seçimlerinden 17 Nisan 2026 tarihine kadar 3 bin 309 araştırma ve inceleme yürütüldüğünü söyleyerek, bunların bin 535’i hakkında soruşturma izni verildiğini aktardı.</p>

<p>Yapılan soruşturmalarda mükerrer dosyalar da olduğunu söyleyen Çiftçi, sözlerine şu şekilde devam etti:</p>

<p>"Dağılıma baktığımızda 677’si AK Partili belediyelerle ilgili. 371’i CHP’li, 128’i MHP’li, 18’i DEM Partili, 9’u İYİ Partili, 332’si de diğer partilere mensup belediyelerle ilgili. Bu veriye göre en fazla soruşturma izni verilen belediyeler AK Partili belediyelerdir. Yaklaşık toplamın yüzde 44’üne tekabül ediyor. Bu tablo bile tek başına ‘sadece muhalefet belediyeleri hedef alınıyor’ iddiasının gerçekle örtüşmediğini gösteriyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi özelinde ise Sayın Mansur Yavaş’ın görev dönemini kapsayan yaklaşık 7 yılda toplam 49 araştırma ve ön inceleme onayı verildi. 23 ön inceleme raporu düzenlendi. 32 iddia konusu değerlendirildi. Müfettiş önerileri doğrultusunda 7 konuda soruşturma izni verildi. Bunların 2’si Danıştay tarafından kaldırıldı, 2’si halen Danıştay incelemesinde, 3 dosyada ise karar sonrası işlemler sürüyor. 25 iddiada ise Yavaş’ın imzası, onayı veya talimatı tespit edilemediği için soruşturma izni verilmedi. Ayrıca 18 konuda suç unsuruna rastlanmadı. 13 tevdi raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, 1 tevdi raporu Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderildi. 2 tazmin raporu da belediyeye iletildi. Halen 11 araştırma ve ön inceleme süreci devam ediyor. Dolayısıyla burada yapılan işlem siyasi değil; iddia, inceleme, müfettiş raporu ve hukuk süreci temelinde yürüyen idari bir mekanizmadır.</p>

<p>Çiftçi, İçişleri Bakanlığınca verilen soruşturma izinlerinin nihai hüküm niteliği taşımadığını da belirterek bu kararların, 4483 sayılı ‘Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’ çerçevesinde alınan idari kararlar olduğunu ve yargı denetimine tabi olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/bakan-ciftciden-okul-guvenligine-iliskin-aciklama-81-il-valiligimize-uygulanacak-tedbirleri-iceren-bir-genelge-gonderecegiz.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/bakan-ciftciden-okul-guvenligine-iliskin-aciklama-81-il-valiligimize-uygulanacak-tedbirleri-iceren-bir-genelge-gonderecegiz/19008</link>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:40:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Devletleri Teşkilatı 9’uncu Ulaştırma Bakanları Toplantısı Bişkek’te düzenlendi</title>
                                    <description>Türk Devletleri Teşkilatı 9’uncu Ulaştırma Bakanları Toplantısı, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlendi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Devletleri Teşkilatı 9’uncu Ulaştırma Bakanları Toplantısı, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlendi.</p>

<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "Türk Devletleri Teşkilatı 9’uncu Ulaştırma Bakanları Toplantısı Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlendi. Ülkemizi temsilen Bakan Yardımcımız Durmuş Ünüvar’ın katılım sağladığı toplantıda; Türk dünyası arasındaki ulaştırma koridorlarının etkinleştirilmesi ve transit taşımacılığın kolaylaştırılmasına yönelik stratejik adımlar değerlendirildi. Bu kapsamda, üye ülkeler arasında lojistik süreçlerin hızlandırılması ve gümrük işlemlerinin kağıtsız ortama taşınması amaçlanan e-CMR (Elektronik Sevk İrsaliyesi) Mutabakat Zaptı imzalandı. Yapılan anlaşma neticesinde Orta Koridor üzerindeki taşımacılık operasyonlarının dijital entegrasyonu yolunda en somut aşamalardan biri geride bırakıldı" ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/turk-devletleri-teskilati-9uncu-ulastirma-bakanlari-toplantisi-biskekte-duzenlendi.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/turk-devletleri-teskilati-9uncu-ulastirma-bakanlari-toplantisi-biskekte-duzenlendi/19006</link>
                <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:38:51 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhurbaşkanı Erdoğan: &quot;İnsanlık zincirinin ebediyet halkası olan siz çocuklarımız geleceğimizi şekillendireceksiniz&quot;</title>
                                    <description>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, &quot;İnsanlık zincirinin ebediyet halkası olan siz çocuklarımız inşallah geleceğimizi şekillendireceksiniz. Kötülere ve kötülüklere rağmen bu dünyayı sizler güzelleştireceksiniz. Şunu özellikle bilmenizi isterim. Sizler bizim birer gönül ve kültür elçilerimizsiniz. Bu bakımdan aranızdaki iletişim ve irtibatı koparmamaya özen gösterin. Bilginizi, tecrübenizi, tavsiyelerinizi, hayallerinizi birbirinizle paylaşın. İyinin, doğalının ve güzelin peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İnsanlık zincirinin ebediyet halkası olan siz çocuklarımız inşallah geleceğimizi şekillendireceksiniz. Kötülere ve kötülüklere rağmen bu dünyayı sizler güzelleştireceksiniz. Şunu özellikle bilmenizi isterim. Sizler bizim birer gönül ve kültür elçilerimizsiniz. Bu bakımdan aranızdaki iletişim ve irtibatı koparmamaya özen gösterin. Bilginizi, tecrübenizi, tavsiyelerinizi, hayallerinizi birbirinizle paylaşın. İyinin, doğalının ve güzelin peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin" dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT 48. Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği Gala Programı’na katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizdeki, gönül coğrafyamızdaki ve dünyanın tamamındaki çocuklara barış dolu, mutluluk dolu bir hayat temenni ediyorum. Bilhassa savaş ve çatışmaların yükünü minik omuzlarında taşımak zorunda kalan Filistinli, Lübnanlı çocuklara buradan selam ve sevgilerimi gönderiyorum. 23 Nisan Çocuk Bayramı, dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek bayramdır. Bu bayramı sizlere armağan eden Gazi Mustafa Kemal’le birlikte tüm devlet büyüklerimizi şehit ve gazilerimizi bir kere daha şükranla anıyorum. Biraz önce ellerinde ülkelerinin bayraklarıyla bizleri karşılayan tüm çocuklarımızın oluşturduğu bir çiçek bahçesinden geçtik. Ümidin, baharın, mutluluğun müjdesiyle dolup taşan bu çiçek bahçesinde bizleri siz evlatlarımızla bir araya getiren TRT yönetimine teşekkür ediyorum. ‘Gelecek çocukların’ temasıyla bu yıl 48’incisi düzenlenen şenliklerin kendi evlatlarımızın yanı sıra 23 Nisan coşkumuzu paylaşmak üzere şuan aramızda bulunan 27 ülkeden 490 misafirimiz içinde hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Savaşın, çatışmanın, kavganın yokluk ve yoksunluğun olmadığı bir ülkede ve dünyada yaşamak sizlerin en doğal hakkıdır"</strong></p>

<p>23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olmasının yanı sıra Milli Egemenlik Bayramı olduğunu da dile getiren Erdoğan, "Bu tarih aynı zamanda dün ziyaret ettiğiniz Türkiye Büyük Millet Meclisimizin açılış günüdür. Gazi Meclisimizin kuruluş gününün Çocuk Bayramı olarak kutlanmasının bizim için çok özel anlamları bulunuyor. Bakın millet olarak bağımsızlığımızı çetin mücadeleler neticesinde kazandık. İstiklal Harbimizi her türlü imkansızlığa rağmen zafere taşıdık. Bu savaşı sevk ve idare eden Büyük Millet Meclisimizdi. Tarihimizin böyle önemli bir dönüm noktasını kendi çocuklarımızla birlikte tüm dünya çocuklarına armağan ettik. Siz çocuklara bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri şüphesiz milli iradenin egemenliği yani cumhuriyet ve demokrasi olacaktır. Her birinizin bu mirasa en güzel şekilde sahip çıkacağınıza inanıyoruz" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Biz çocuklar korkmadan uykuya dalsın, bomba sesleriyle değil kuş cıvıltılarıyla uyansın istiyoruz"</strong></p>

<p>Savaşın, çatışmanın, kavganın yokluk ve yoksunluğun olmadığı bir ülkede ve dünyada yaşamanın çocukların en doğal hakkı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Biz içeride demokrasi ve özgürlükleri dışarıda barış ve adaleti savunarak işte bu ideali gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Ancak tüm çabalarımıza rağmen maalesef bölgemizdeki savaşlar ve zulümler devam ediyor. Bu savaşların bedelini ise genellikle masum çocuklar ödüyor. Türkiye olarak ister bölgemizde ister başka yerde olsun. Bütün bu acıları, hüzünleri, hayal kırıklıklarını kalbimizde tüm ağırlığıyla hissediyoruz. Sadece bununla kalmıyor. Acıları dindirmek, çatışmaları durdurmak, çocukların gözyaşlarını silmek için gayret ediyoruz. Bütün bunları yaparken tek bir amacımız var. Dünyanın tüm çocuklarının huzur içinde, güven içinde kardeşçe yaşamasıdır. Büyük şairimiz Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Annesi gül koklasa ağzı gül kokan çocuk, ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk’ diyerek anlattığı ay yüzlü gül kokulu çocukların yarınlarına güvenle bakmasını diliyoruz. Biz bütün çocuklar, bütün gençler okullarına güle oynaya gitsin, en güzel, en kaliteli eğitimi alsın istiyoruz. Biz çocuklar korkmadan uykuya dalsın. Bomba sesleriyle değil kuş cıvıltılarıyla uyansın istiyoruz. Yani kendi çocuklarımız için ne istiyorsak Asya’dan Afrika’ya tüm çocuklar içinde aynı güzellikleri samimiyetle istiyoruz" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Kötülere ve kötülüklere rağmen bu dünyayı sizler güzelleştireceksiniz"</strong></p>

<p>Türkiye’nin geleceğini çocukların şekillendireceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlerden de Gazzeli, Lübnanlı çocuklar başta olmak üzere sıkıntılı günler geçiren kardeşlerinizi dualarınızda unutmamanızı özellikle rica ediyorum. İnsanlık zincirinin ebediyet halkası olan siz çocuklarımız inşallah geleceğimizi şekillendireceksiniz. Kötülere ve kötülüklere rağmen bu dünyayı sizler güzelleştireceksiniz. Şunu özellikle bilmenizi isterim. Sizler bizim birer gönül ve kültür elçilerimizsiniz. Bu bakımdan aranızdaki iletişim ve irtibatı koparmamaya özen gösterin. Bilginizi, tecrübenizi, tavsiyelerinizi, hayallerinizi birbirinizle paylaşın. İyinin, doğalının ve güzelin peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin. Şunu da hiçbir zaman unutmayın sevgili çocuklar. Her biriniz yarın birer sanatçı, sporcu, bilim adamı, öğretmen, zanaatkar, mühendis, siyasetçi, doktor, iş insanı olarak ülkenize hizmet edeceksiniz. Bu yolculukta zorluklarla karşılaşsanız dahi umutsuzluğa lütfen kapılmayın. Her zorlukla beraber bir kolaylığın her karanlığın sonunda bir aydınlığın her çabanın sonunda inşallah bir başarının olduğunu aklınızdan hiç çıkarmayın" dedi.</p>

<p><strong>"Bizler hepimiz insanlık ailesinin birer üyesiyiz"</strong></p>

<p>Kardeşliğin dilinin bir olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizler hepimiz insanlık ailesinin birer üyesiyiz. Konuştuğunuz diller farklı olsa da sevginin dostluğun dili birdir. Kardeşliğin dayanışmanın, paylaşmanın dili aynı şekilde birdir. Aranızda kardeşliği yüceltmekten, dostluğu yaşatmaktan, barışa inanmaktan hiçbir zaman geri durmayın. Son olarak sizlerden dijital dünyanın uçsuz bucaksız koridorlarında gezinirken tehlikelere karşı çok dikkatli olmanızı karşınıza çıkan her bilginin doğru her karakterin güvenilir olmadığını asla unutmamanızı istiyorum. Sanal dünyada eğlenceli vakit geçirmek elbette önemlidir. Sizin en doğal hakkınızdır. Ama bu sizi sokakta oynamaktan, kitap okumaktan, spor yapmaktan, dışarıda arkadaşlarınızla doya doya koşturmaktan alıkoymamalıdır. Ben sizin o tertemiz vicdanınıza o tertemiz aklınıza güveniyorum" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Tüm güzellikler siz çocukların olsun"</strong></p>

<p>Kahramanmaraş’taki saldırıda hayatını kaybeden öğrencileri ve Ayla öğretmeni anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden önce geçen haftaki saldırılarda hayatını kaybeden öğrencilerimizi ve ayla öğretmenimizi rahmetle iade ediyor acılı ailelerine sabır tedavileri devam eden kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Rabbim hiçbir ülkeye ve millete böyle acılar yaşatmasın diyorum. 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramınızı bir kere daha tebrik ederken ailelerinize ve arkadaşlarınıza bizlerden kucak dolusu selam götürmenizi siz çocuklarımızdan rica ediyorum. Yolunuz, bahtınız açık olsun. Tüm güzellikler siz çocukların olsun" dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/cumhurbaskani-erdogan-insanlik-zincirinin-ebediyet-halkasi-olan-siz-cocuklarimiz-gelecegimizi-sekillendireceksiniz.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/cumhurbaskani-erdogan-insanlik-zincirinin-ebediyet-halkasi-olan-siz-cocuklarimiz-gelecegimizi-sekillendireceksiniz/19002</link>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 19:19:47 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Göktaş: &quot;Dijital ortamları hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız&quot;</title>
                                    <description>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, &quot;Dijital ortamları, sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Dijital ortamları, sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız" dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla, ‘Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması: Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı’ başlıklı toplantı gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) iş birliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Göktaş, çocukların artık dijital dünyanın tam merkezinde büyüdüğünü dile getirerek, UNICEF verilerine göre dünyada her yarım saniyede bir çocuğun internetle tanıştığını anlattı.</p>

<p>Dijital dünyanın avantajları olduğu kadar riskleri de içinde barındırdığını aktaran Göktaş, bu dünyanın çocuklarda kaygıyı artıran, yalnızlaşmayı derinleştiren ve depresif etkiler doğuran ağır sonuçlara yol açabildiğini belirtti.</p>

<p><strong>"Dijital ortamları hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız"</strong></p>

<p>Bakan Göktaş, "Dijital ortamları, sadece teknik bir gelişme alanı olarak değil, bir hukuk, etik, eğitim ve sosyal politika boyutlarıyla birlikte ele almak zorundayız. Çocuklarımızın dijital ortamlarda güvenliğini sağlamak; yalnızca ulusal değil, küresel bir sorumluluktur. Bu doğrultuda, güçlü ve sürdürülebilir bir uluslararası iş birliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Çocuklarımızın dijital dünyada güven içinde var olması, sosyal devlet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası"</strong></p>

<p>Koruyucu ve önleyici mekanizmaları güçlendiren bir çerçeveye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Göktaş, "Bu çerçeve, aileyi desteklemeli, okulu sürece dahil etmeli, dijital platformlara açık ve net sorumluluklar yüklemeli ve uluslararası iş birliğini güçlü şekilde sürdürmelidir. Biz Türkiye olarak, çocuklarımızın dijital dünyada güven içinde var olmasını, sosyal devlet anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, çocuklarımızın dijital ortamlarda korunmasını, aileyi ve toplumu güvence altına alan stratejik bir öncelik olarak ele alıyoruz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına, çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz"</strong></p>

<p>Göktaş, 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesine ilişkin de konuşarak sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Çocuklarımıza daha güvenli bir dijital ortam sunmak amacıyla sosyal medya düzenlemesini önemli bir adım olarak görüyoruz. Ülkemize özgü bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir yoğun bir çalışma yürüttük. Bu çalışmalar sonucunda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yükümlülükler getiriyoruz. Öte yandan, çocuk haklarının, dijital mecralarda korunması gerektiğinin çocuklarımız da farkında. Çocuk Hakları Komitelerimiz, Kasım ayında hem yaşadıkları hem de beklentilerinden yola çıkarak bu konuda 17 maddelik bir bildiri hazırladı. Değerlendirmelerinde güvenli internetten sosyal medya kültürüne, aile desteğinden uluslararası iş birliklerine kadar pek çok başlık kapsamlı biçimde ele alınıyor. Çocuklarımızın dijital dünyaya dair sözünü doğrudan duymayı, bu programın en kıymetli kazanımlarından biri olarak görüyoruz. Çünkü çocukların sesi duyulmadan, onlar için tasarlanan hiçbir politikanın tam anlamıyla başarılı olmayacağına inanıyoruz."</p>

<p>"Çocukların dijital ortamlarda korunması meselesi hiçbir ülkenin tek başına çözebileceği bir mesele değildir"</p>

<p>Dijital dünyanın artık sınır tanımayan bir etki alanı olduğunu dile getiren Göktaş, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Çocukların dijital ortamlarda korunması meselesi hiçbir ülkenin kendi sınırları içinde tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Karşı karşıya olduğumuz tablo, uluslararası toplumu ortak ilkeler etrafında buluşmaya mecbur bırakıyor. Çünkü çocukların güvenliği, korunması gereken evrensel bir haktır. Bu durumda, çocukların dijital güvenliği alanında güçlü bir hukuki zemin kurmak mecburiyetindeyiz. Aynı zamanda teknoloji yönetiminde şeffaflığı ve hesap verebilirliği hakim kılmalıyız. Eğitim ve dijital okuryazarlık politikalarını daha güçlü daha kararlı biçimde güçlendirmeliyiz. En önemlisi, çocukların kendileriyle ilgili süreçlerde söz sahibi olmasını sağlamalıyız. İnanıyorum ki, sizlerle kuracağımız bu ortak zemin, daha güçlü politikaların, etkili denetim mekanizmalarının ve uluslararası iş birliklerinin önünü açacaktır. Türkiye olarak, çocuklarımızın hukukunu her platformda savunmaya, dijital alanda çocuğun üstün yararını esas alan adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz."</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/bakan-goktas-dijital-ortamlari-hukuk-etik-egitim-ve-sosyal-politika-boyutlariyla-birlikte-ele-almak-zorundayiz.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/bakan-goktas-dijital-ortamlari-hukuk-etik-egitim-ve-sosyal-politika-boyutlariyla-birlikte-ele-almak-zorundayiz/18970</link>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:22:21 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Kacır: &quot;Türkiye olarak uluslararası ortaklıklarımızı güçlendirmeye devam ediyor; kurulan her iş birliğini önemli bir adım olarak görüyoruz&quot;</title>
                                    <description>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, &quot;Türkiye olarak, yatırım, üretim, teknoloji alanlarında uluslararası ortaklıklarımızı güçlendirmeye devam ediyor; karşılıklı fayda temelinde kurulan her iş birliğini ekonomik hedeflerimize katkı sunan önemli bir adım olarak görüyoruz&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye olarak, yatırım, üretim, teknoloji alanlarında uluslararası ortaklıklarımızı güçlendirmeye devam ediyor; karşılıklı fayda temelinde kurulan her iş birliğini ekonomik hedeflerimize katkı sunan önemli bir adım olarak görüyoruz" dedi.</p>

<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "ABD Ticaret Odası / ABD-Türkiye İş Konseyi üyelerini Bakanlığımızda ağırlamaktan memnuniyet duyduk. Görüşmemizde, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin mevcut durumunu kapsamlı şekilde değerlendirdik. İki ülke arasındaki güçlü birlikteliğin; somut projeler, artan yatırımlar, derinleşen teknoloji iş birlikleri ve kalıcı ticari ortaklıklarla daha da ileri taşınması yönündeki kararlılığımızı vurguladık. Türkiye olarak, yatırım, üretim, teknoloji alanlarında uluslararası ortaklıklarımızı güçlendirmeye devam ediyor; karşılıklı fayda temelinde kurulan her iş birliğini ekonomik hedeflerimize katkı sunan önemli bir adım olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/bakan-kacir-turkiye-olarak-uluslararasi-ortakliklarimizi-guclendirmeye-devam-ediyor-kurulan-her-is-birligini-onemli-bir-adim-olarak-goruyoruz.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/bakan-kacir-turkiye-olarak-uluslararasi-ortakliklarimizi-guclendirmeye-devam-ediyor-kurulan-her-is-birligini-onemli-bir-adim-olarak-goruyoruz/18969</link>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:21:47 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Binali Yıldırım: &quot;Türk devletleri kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyor&quot;</title>
                                    <description>Samsun’da düzenlenen Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nde konuşan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, &quot;Türk devletleri dediğimiz zaman 175 milyon kişilik nüfustan bahsediyoruz. 1.2 trilyon dolarlık bir milli gelirden bahsediyoruz. 1 trilyonu bulan dış ticaretten bahsediyoruz ama Türk devletleri sadece kendi aralarında 60-70 milyar civarında ticaret yapıyorlar. Diğerini diğer ülkelerle yapıyorlar. Türk devletleri kendi refahını yükseltmek için değil, kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyorlar&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’da düzenlenen Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nde konuşan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, "Türk devletleri dediğimiz zaman 175 milyon kişilik nüfustan bahsediyoruz. 1.2 trilyon dolarlık bir milli gelirden bahsediyoruz. 1 trilyonu bulan dış ticaretten bahsediyoruz ama Türk devletleri sadece kendi aralarında 60-70 milyar civarında ticaret yapıyorlar. Diğerini diğer ülkelerle yapıyorlar. Türk devletleri kendi refahını yükseltmek için değil, kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyorlar" dedi.</p>

<p>Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlen Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nin açılışı yapıldı. Türk dünyası ülkeleri arasında sürdürülebilir kentleşme politikaları geliştirmek ve akademik iş birliği imkânlarını güçlendirmek amacıyla planlanan Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nin açılışında konuşan Binali Yıldırım önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>"Türk devletleri sadece kendi aralarında 60-70 milyar civarında ticaret yapıyorlar"</strong></p>

<p>Türkiye’nin etrafındaki coğrafyadan sorumlu olduğuna dikkat çeken Binali Yıldırım, "Türk devletleri dediğimiz zaman 175 milyon kişilik nüfustan bahsediyoruz. 1.2 trilyon dolarlık bir milli gelirden bahsediyoruz. 1 trilyonu bulan dış ticaretten bahsediyoruz ama Türk devletleri sadece kendi aralarında 60-70 milyar civarında ticaret yapıyorlar. Diğerini diğer ülkelerle yapıyorlar. Türk devletleri kendi refahını yükseltmek için değil, kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyorlar. Bu yüzden İpek Yolu’nun bugünkü adıyla orta koridorun önemi gitgide artıyor. Hedefimiz; Türk Devletleri Teşkilatı olarak sadece varlığımızla övünmek değil, gerçek anlamda bir birlik oluşturmaktır. Balkanlar’dan Moğolistan’a kadar uzanan bir coğrafyada malların, insanların ve hizmetlerin serbest dolaşımını sağlayabildiğimizde, hayal edilen tablo gerçeğe dönüşecektir. Türk dünyası yaklaşık 300 milyonluk bir nüfusa sahiptir ve dünya düzeni için önemli bir güçtür. Bu birliği koruyup daha da güçlendirdiğimizde, sadece Türk dünyası için değil, bütün dünyanın refahı ve istikrarı içinde önemli bir adres oluruz" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Terörden dolayı 2 trilyon dolar kaynak yok oldu"</strong></p>

<p>Terörsüz Türkiye’nin önemli bir fırsat olduğunu belirten Binali Yıldırım, "Türkiye zor bir coğrafyada yaşamaktadır. Etrafımıza baktığımızda her yerde karışıklıklar ve savaşlar var. Kuzeyde Ukrayna-Rusya savaşı, yakın zamanda Kafkaslar’da yaşanan çatışmalar, güneyde İran ve Gazze-Filistin’de yaşananlar, Kuzey Afrika’daki istikrarsızlık tüm bunları dikkate aldığımızda Türkiye’nin pozisyonu ve rolü giderek daha önemli hâle gelmektedir. Bu bölgenin geleceği, Türkiye’nin geleceğiyle aynıdır. Türkiye’nin dimdik ayakta durması Balkanlar’ın, Kafkaslar’ın ve Orta Doğu’nun ayakta durması anlamına geliyor. O yüzden terörsüz Türkiye sürecinde, 21. yüzyılda Türkiye’ye önemli görevler düşüyor. Terörsüz Türkiye büyük bir fırsattır. 40 yılda 40 bin insanımızı bu uğurda kaybettik. Üstüne üstlük 2 trilyon dolar kaynağımız yok oldu gitti. Binbir zahmetle yaptığımız şehirlerimiz yıkıldı. Şu anda savaş sonucu körfezde olan yıkıntıların tekrar yerine konmasının ne kadar zaman alacağını, ne kadar büyük kaynaklar gerekeceğini kolayca tahmin edebiliyoruz" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"20 yılda 3 milyon konut yaptık"</strong></p>

<p>Devlet eliyle son 20 yılda 3 milyon konut yaptıkları belirten Yıldırım, "Şehirler medeniyetin kitabı gibidir. Sadece fizikî yapılar değil, aynı zamanda kültürü, düşünceyi ve insanı da içinde barındırır. Ancak günümüzde şehircilik anlayışında insan boyutu gerektiği kadar önemsenmiyor. Gökdelenlere uzayı yaracak şekilde çıkan binalara bakın, o binalarda yaşayan insanların ömrü boyunca birbiri ile selamlaşmadığına şahit olursunuz. Şehirler büyüyor ama insanlar o şehirlerde yalnızlaşıyor. Bu nedenle şehir planlamasında insan ihtiyacını merkeze almak, yeşil alanları ve yaşam dengesini dikkate almamız gerekiyor. Bu anlamda Samsun’a baktığımızda, son yıllarda yeşil alanını en yüksek artıran şehirler arasında yer alıyor. Bugün ise şehircilikte en önemli meselelerden biri altyapı, trafik ve yeşil alan dengesidir. Artık akıllı şehirler kavramı gündemimizdedir. Bugün modern şehirlerin içine düştüğü açmazları azaltacak en önemli araçlardan bir tanesidir. Artık elinizdeki programlarla, bilgisayarlarla evinizde yaşayın yaşamayın sevk ve idaresini yapabileceksiniz. Böylece şehrin temiz hava ihtiyacına yardımcı olacaksınız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve Cumhur İttifakı’nın gücüyle memleketimizin her yerinde, her köşesinde sorunların üstesinden geliyor. Devlet eliyle son 20 yılda 3 milyon konut yaptık. Bundan çok daha fazlasını özel sektörün yaptığını biliyoruz. Şu anda 20 milyon aileyi barındıracak Türkiye’de son 25 yılda konut yapımı gerçekleştirildi. Bunlar büyük işlerdir" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Türk Dünyası Üniversiteleri Samsun Bildirgesi tarihe not düşecek"</strong></p>

<p>Açılışta konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise, "Türk dünyasının farklı coğrafyalarında şehircilik ve mimari alanlarında zaman içinde biriken tecrübe, medeniyetimizin gelecek tasavvuruna ilham kaynağı olacaktır. Bu çerçevede üniversitelerimizin sahip olduğu bilimsel birikimin kardeş ülkelerle paylaşılması, beraberlik şuurumuzu daha ileri noktalara taşıyacaktır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi, Türk dünyası ülkeleri arasında mimarlık ve şehircilik alanlarında ortak bir vizyon geliştirmek, sürdürülebilir kentleşme politikalarını ele almak ve akademik iş birliği imkânlarını genişletmek amacıyla hayata geçirilmiştir. Program kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, yalnızca fikir üretmekle kalmayıp uygulamaya dönük çıktılar ortaya koyacak şekilde tasarlanmıştır. Bu doğrultuda zirve sonunda katılımcı rektörler tarafından imza altına alınacak olan ’Türk Dünyası Üniversiteleri Samsun Bildirgesi’, ortak niyet ve kararlılığımızın somut bir göstergesi olarak tarihe not düşecektir" açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>"Türk Dünyası Yüzyılı vizyonumuzun en önemli yapı taşlarından birisi olacak"</strong></p>

<p>Samsun Valisi Orhan Tavlı ise, "Şehirciliğin sadece binalar inşa etmek değil; bir medeniyet tasavvuru ortaya koymak, ruhu olan şehirler imar etmek olduğunu özellikle huzurunuzda ifade etmek istiyorum. Türk dünyasının kadim kültüründen ve tarihinden süzülüp gelen estetik ve mimari anlayışını günümüzün sürdürülebilir kentleşme politikalarıyla harmanlamak; Türkiye Yüzyılı ve Türk Dünyası Yüzyılı vizyonumuzun en önemli yapı taşlarından birisi olacaktır diye de ayrıca değerlendirmekteyiz.</p>

<p>Bu anlayışla, Türk dünyası ülkeleri arasında mimarlık ve şehircilik alanlarında ortak bir vizyon geliştirilmesine ve iş birliği köprülerinin güçlendirilmesine büyük bir katkı sağlayacağına inandığımız bu zirveyi oldukça kıymetli görüyor; zirvenin aynı zamanda gönül coğrafyamızın ortak geleceğini, ’Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ şiarıyla yeniden inşa etme hedeflerimiz açısından da önemli bir misyon üstleneceğine can-ı gönülden inanıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>"Çocuk mekânla buluşacak"</strong></p>

<p>MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal ise konuşmasında şunları söyledi:</p>

<p>"Bugün şehirlere baktığımız zaman, şehirde insan yoksa, bina varsa; mekân yoksa, her yer betonsa, şöyle bir dünyadaki şehirleri düşünün: Bu şehirde demek ki medeniyet yoktur. Yani medeniyeti kültür manasında kullandım, tartışma yapmayacağım. Burada kültür yoktur demektir. Uzaktan, sanki uzaydan bakıyormuşsunuz gibi, böyle küçük küçük karga şeklindedirler. Yani insan yoktur. Orada sadece ve sadece bu şehirlerde para vardır. İnsanın hırsı vardır. İnsanın yok edici tavrı vardır. Bu insana biz ’Firavun insanı’ diyoruz. Çocuğun oynayacağı alan yok. Çocuk çocuk olacak, çocuk Allah’la buluşacak, çocuk mekânla buluşacak. Çünkü mekân tasavvurunu Allah bize verdi. Hiçbir alanı yoktur. Bu çocuk aslında çocuk da değildir; büyümeden büyüktür. Dolayısıyla bundan siz normal insan bekleyemezsiniz. Bu şehirlere dikkat etmek lazım. Türkiye’yi buraya dönüştürmeden, Türkiye’yi kurtarmak lazım."</p>

<p>Programda ayrıca AK Parti Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz da konuşma yaptı. Programın açılış bölümü OMÜ Rektörü Fatma Aydın ve Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın Binali Yıldırım’a hediye takdimi ile son buldu. Programa ayrıca AK Parti Samsun Milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılı, siyasi parti başkanları, il müdürleri ve öğrencileri katıldı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/binali-yildirim-turk-devletleri-kendi-disindaki-ulkelerin-refahini-yukseltmeye-calisiyor.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/binali-yildirim-turk-devletleri-kendi-disindaki-ulkelerin-refahini-yukseltmeye-calisiyor/18951</link>
                <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 20:48:19 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>TÜRKYED Başkanı Çelik’ten &quot;maaşlı çiftçilik&quot; modeli olarak bilinen projeye ilişkin açıklama</title>
                                    <description>Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri (TÜRKYED)Genel Başkanı Nihat Çelik, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile TÜME Vakfı arasında, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) ev sahipliğinde imzalanan ve kamuoyunda &quot;maaşlı çiftçilik&quot; modeli olarak bilinen projeye ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri (TÜRKYED)Genel Başkanı Nihat Çelik, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile TÜME Vakfı arasında, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) ev sahipliğinde imzalanan ve kamuoyunda "maaşlı çiftçilik" modeli olarak bilinen projeye ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Çelik, söz konusu projenin Türkiye tarımının geleceği açısından stratejik, yenilikçi ve umut verici bir adım olduğunu belirterek, "Genç nüfusun üretimden uzaklaşması, kırsaldan kente göçün artması ve üretici yaş ortalamasının yükselmesi gibi sorunlar artık ertelenemez bir noktaya gelmiştir. Bu nedenle gençlerimizi yeniden üretime kazandıracak her adımı son derece kıymetli buluyoruz" dedi.</p>

<p>Projenin yalnızca bir istihdam modeli olmadığını vurgulayan Çelik, "Bu proje aynı zamanda üretim kültürünü yeniden inşa edecek önemli bir kalkınma hamlesidir. 10 üniversitenin dahil olduğu, yapay zekâ destekli eğitim sistemleri ve AR-GE çiftliklerini içeren bu yapı, bilim ile sahayı buluşturan örnek bir modeldir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ülke genelinde 40 bin gence 40 bin çiftlik kurulmasının hedeflenmesini de değerlendiren Çelik, "Doğru uygulandığı takdirde bu proje tarımda yeni bir dönemin kapısını aralayacaktır" diye konuştu. Projede gençlere sağlanacak ekonomik desteklere de dikkat çeken Çelik, "Bekâr gençlere iki, evli gençlere üç asgari ücret verilmesi ve belirli bir sürenin sonunda işletmelerin kendilerine devredilecek olması, gençlerimiz açısından güçlü bir motivasyon kaynağıdır. Bu yönüyle proje, kırsalda kalıcılığı teşvik eden önemli bir adımdır" dedi.</p>

<p>Üniversitelerin akademik birikiminin sahaya yansıtılmasının önemine de değinen Çelik, "Uygulamalı eğitimin güçlendirilmesi ve teorik bilginin üretimle buluşması, verimliliği artıracak ve projenin başarı şansını yükseltecektir" şeklinde konuştu. Ancak tarım sektörünün yalnızca proje bazlı yaklaşımlarla güçlenemeyeceğinin altını çizen Çelik, "Gençlerin kırsalda kalıcı olması için üretim maliyetlerinin düşürülmesi, pazarlama sorunlarının çözülmesi, alım garantilerinin sağlanması ve sosyal güvence mekanizmalarının güçlendirilmesi şarttır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>TÜRKYED olarak gençlerin üretimde aktif rol aldığı, teknolojinin etkin kullanıldığı ve planlı bir tarım modelinin hayati önem taşıdığını belirten Çelik, ziraat mühendisleri ve veteriner hekimlerin istihdamına katkı sağlayacak bu tür projeleri desteklediklerini dile getirdi.</p>

<p>Genel Başkan Nihat Çelik, açıklamasının sonunda başta YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar olmak üzere, TÜME Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Karagöz’e, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar’a ve emeği geçen herkese teşekkür ederek, projenin ülkemiz tarımına ve gençlere hayırlı olmasını temenni etti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/turkyed-baskani-celikten-maasli-ciftcilik-modeli-olarak-bilinen-projeye-iliskin-aciklama.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/turkyed-baskani-celikten-maasli-ciftcilik-modeli-olarak-bilinen-projeye-iliskin-aciklama/18925</link>
                <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 18:17:28 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman: &quot;Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsünü zinhar kabul etmez&quot;</title>
                                    <description>Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü asla kabul etmeyeceğini, siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini belirterek, &quot;Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Hakkımız oradadır ve hakkımızı yedirmeyiz&quot; dedi</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının azınlık statüsünü asla kabul etmeyeceğini, siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından vazgeçmeyeceğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Hakkımız oradadır ve hakkımızı yedirmeyiz" dedi</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Erhürman, Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitlik ve egemenlik haklarından geri adım atmayacağını, çözüm iradesinin ise Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde sürdürüldüğünü söyledi.</p>

<p>Erhürman, Kıbrıs Türk halkının tarihi mücadelesinin doğru okunması gerektiğini belirterek, "Kıbrıs Türk halkının kimlik oluşum sürecinin yani 1878’den bugüne kadar olan sürecinin doğru değerlendirilmesi herkese şunu gösterir. Kıbrıs Türk halkı bu adada azınlık statüsünü zinhar kabul etmez. Bütün mücadelesi de bunun üstünden yürümüştür. Dolayısıyla bugün itibarıyla da böyle bir ihtimal Kıbrıs Türk halkı için yok hükmündedir. Kıbrıs Türk halkı siyasi anlamda eşit ve egemenlik haklarının peşinde olan bir hattır ve çözüm iradesinde olan bir hattır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"İzolasyonlar haksızdır, kabul edilmesi mümkün değildir"</strong></p>

<p>Kıbrıs Türk halkının geçmişte de çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu dile getiren Erhürman, 2004 ve 2017 yıllarındaki süreçleri hatırlatarak bu iradenin Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte ortaya konduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın forumdaki konuşmasına da atıfta bulunan Erhürman, adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözümden yana olduklarını ifade etti.</p>

<p>Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonların hukuk dışı olduğunu vurgulayan Erhürman, "Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonlar haksızdır. Asla kabul edilmesi mümkün değildir" dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 2004 referandumunun ardından yayımladığı raporda, bu izolasyonların hiçbir meşru gerekçesinin bulunmadığının açıkça ifade edildiğini belirten Erhürman, Avrupa Birliği raporlarında da benzer değerlendirmelerin yer aldığını söyledi. Erhürman, buna rağmen Kıbrıs Türk halkının hem temel hakları ihlal edilen hem izolasyonlara maruz bırakılan hem de adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olma statüsü zedelenen bir halk konumunda tutulduğunu kaydetti.</p>

<p>"Türkiye ile tam koordinasyon içinde ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da biliyoruz"</p>

<p>Konuşmasında Türkiye-KKTC eşgüdümüne özel vurgu yapan Erhürman, Kıbrıs meselesinde ortaya konulan siyasal hattın son derece net olduğunu söyledi. Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içinde hareket ettiklerini belirten Erhürman, "Dolayısıyla biz ne söylediğimizi de ne yaptığımızı da Türkiye Cumhuriyeti’yle tam bir koordinasyon içerisinde çok iyi biliyoruz. Bunun da dünya tarafından anlaşılması gerektiğini biliyoruz" diye konuştu.</p>

<p>Erhürman, dünyanın yeni bir evreden geçtiğine ilişkin değerlendirmelere de değinerek, uluslararası ilişkilerde kuralların ve ilkelerin geri plana itilmesinin insanlık açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını söyledi. Erhürman, insanlığın geçmişte medeniyetin rafa kaldırılmaya çalışıldığı dönemlerden geçtiğini ancak sonrasında yeniden kurallı yaşama ve diyalog zeminine döndüğünü ifade etti. Erhürman, kısa süre içinde haklı konumdaki Kıbrıs Türk halkının haklarını almasını sağlayacak bir sürecin yeniden görünür hale geleceğini kaydetti.</p>

<p><strong>"Sorunun kaynağı paylaşım iradesinin olmaması"</strong></p>

<p>Kıbrıs sorununun neden çözülemediğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erhürman, temel meselenin Kıbrıs Rum liderliklerinin adadaki doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve yönetim erkini Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istememesi olduğunu savundu. Erhürman, "Sorunun kaynağı şu; Kıbrıs Rum liderlikleri Kıbrıs’ta doğal zenginlikleri, doğal kaynakları ve tabii ki iktidarı Kıbrıslı Türklerle paylaşmak istemiyor" dedi.</p>

<p>Montana sürecini örnek gösteren Erhürman, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis’in dönüşümlü başkanlığı kategorik olarak reddettiğini hatırlatarak, bunun kabul edilebilir olmadığını söyledi. Erhürman, "Herhangi bir yapı olacak ortada ve biz bileceğiz ki tarih boyunca bir Kıbrıslı Türk o yapıyı asla başkan olarak yönetemeyecek. Ben bunun bir hukukçu olarak, siyasi eşitlik olarak kabul edilmesini kat’a mümkün görmem" dedi.</p>

<p><strong>"Birinci aşama güven artırıcı önlemler"</strong></p>

<p>Erhürman, çözüm için ortaya koydukları yaklaşımın aşamalı bir yöntem içerdiğini belirterek, yıllardır anlamlı bir müzakere sürecinin bulunmadığını söyledi. Bu süreçte Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Türk tarafını yok sayarak çeşitli ülkelerle güvenlik, enerji ve deniz yetki alanları başta olmak üzere birçok konuda anlaşmalar imzaladığını ifade eden Erhürman, bunun güvensizliği daha da artırdığını kaydetti.</p>

<p>Bu nedenle ilk aşamada Lefkoşa’da iki liderin karşı karşıya gelerek hem Kıbrıs Türk halkının hem de Kıbrıs Rum halkının hayatını kolaylaştıracak güven artırıcı önlemler üzerinde karar alması gerektiğini söyleyen Erhürman, "Lefkoşa’da bir tane yeni kapı, bir tane yeni geçiş noktası açabildiğini ispatlayamayan iki liderin, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü gibi 60 senedir devam eden bir sorunun çözmesini hiç kimse bekleyemez" ifadelerini kullandı. Erhürman, 5+1 formatına ilişkin değerlendirmesinde ise Kıbrıs Rum liderliklerinin muhatap olarak Kıbrıs Türk tarafını değil, doğrudan Türkiye’yi alma eğiliminde olduğunu savundu.</p>

<p><strong>"İzolasyonlar kalkacaktı ama hâlâ sporcularımız yarışamıyor"</strong></p>

<p>Kıbrıs Türk halkının geçmiş deneyimlerinin kendilerine önemli dersler verdiğini belirten Erhürman, Annan Planı sonrası verilen sözlerin tutulmadığını da dile getirdi. Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki iradesine rağmen izolasyonların kaldırılmadığını ifade eden Erhürman, sporculardan iş insanlarına, akademisyenlerden arkeologlara kadar birçok kesimin hâlâ uluslararası alanda ciddi engellerle karşılaştığını söyledi.</p>

<p>Erhürman, "Benim sporcularım hâlâ uluslararası müsabakalarda yarışamıyor. Benim iş insanlarımla benim üniversite insanlarımla bugün yurt dışına çıkışta, bir yerlerde temsiliyette sorun yaşanıyor. Benim arkeologlarımın yazdığı makalelerin yayınlanması engelleniyor uluslararası dergilerde. Kimseyle kavgamız patırtımız yok. Ama hakkımız oradadır. Ve hakkımızı yedirmeyiz" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Silahlanma ve büyük devletlere yaslanma çabası nafiledir"</strong></p>

<p>Konuşmasının son bölümünde adadaki güvenlik dengelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erhürman, Kıbrıs Rum tarafının silahlanma ve büyük devletleri arkasına alma siyasetiyle Türkiye’ye karşı bir askerî denge kurmaya çalıştığını düşündüğünü söyledi. Böyle bir yaklaşımın gerçekçi olmadığını belirten Erhürman, bunun hem Rum halkı hem de Türk halkı açısından ciddi riskler doğurabileceğini ifade etti. Erhürman, "Zannediyorsun ki silahlanma ve bazı büyük devletleri arkana almak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı bir askeri denge oluşturacaksın. Bu nafile bir çabadır, realist değildir, gerçekleşmesi zaten mümkün değildir. Bil ki hiçbir coğrafyada o büyük abiler arkada durmazlar, senin önüne geçenler. Ve senin de iraden ciddi şekilde zedelenir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Adada alınan tek taraflı kararların yalnızca bir tarafı değil, tüm halkları riske attığını söyleyen Erhürman, "Benim halkım kendi iradesi olmadan alınan kararlar üzerinden risk altına sokulmayı kabul etmez" dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/kktc-cumhurbaskani-erhurman-kibris-turk-halki-azinlik-statusunu-zinhar-kabul-etmez.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/kktc-cumhurbaskani-erhurman-kibris-turk-halki-azinlik-statusunu-zinhar-kabul-etmez/18910</link>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 22:30:52 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: &quot;Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir&quot;</title>
                                    <description>MHP Aile, Kadın Ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selim Yurdakul, &quot;Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir. Bizler kadınlarla göçen, kadınlarla büyüyen, kadınlarla savaşan ve kadınlarla yöneten bir milletiz&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Aile, Kadın Ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selim Yurdakul, "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir. Bizler kadınlarla göçen, kadınlarla büyüyen, kadınlarla savaşan ve kadınlarla yöneten bir milletiz" dedi.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği tarafından düzenlenen ‘Türk ve Türkiye Yüzyılında Kadınların Sesi, Geleceğin Yolu’ paneline katıldı. Yurdakul, Türk kadınının tarihsel misyonu, toplumsal rolü ve gelecekteki konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Yurdakul, konuşmasında Türk kadınının toplumdaki yerini "toplumun asli taşıyıcısı ve aile kurumunun temel direği" olarak tanımladı. Kadının, Türk Yüzyılı vizyonunun en güçlü teminatı olduğunu ifade eden Yurdakul, milliyetçi-ülkücü anlayışın geçmişe bağlı fakat geleceğe dönük dinamik bir yapı taşıdığını vurguladı.</p>

<p><strong>"Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir"</strong></p>

<p>Türk milletinin binlerce yıllık tarih yolculuğunda Türk kadını, sadece bir figür değil, devlet kuran, ordu yöneten, bilim ve sanatta çığır açan bir özne olduğunu kaydeden Yurdakul, sözlerine şu şekilde devam etti:</p>

<p>"Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir. Bizler kadınlarla göçen, kadınlarla büyüyen, kadınlarla savaşan ve kadınlarla yöneten bir milletiz. Türk kadınının destanı, insanlığın hafızasından silinmeyecek kadar köklü ve görkemlidir. Henüz tarihin şafak vakti sayılan milattan önce 2000’lerden bu yana Türk kadını, siyasetin ve devlet yönetiminin tam merkezindedir. Türk Kadını, güneşin bayrak, göğün çadır olduğu kutlu mefkuremizde, erkeğiyle omuz omuza çarpışan bir ‘Alp’tir. Bu sebeple Türk kadınlarını yiğitlikleri ve kahramanlıkları nedeniyle Alp Kadın olarak adlandırmak doğru olacaktır. İşte bu köklü mirasın bir tecellisi olarak, Karakalpakların ‘Kırk Kız’ destanındaki Gülayım, on dört yaşında bir peri kızı kadar zarif olmasına rağmen, vatanı yağmalandığında zırhını kuşanmış, kırk arkadaşıyla birlikte düşmana Türkistan’ı dar etmiştir. Bir açıdan Türk kadını, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda açı doyuran, yoksulu giydiren, yurdunda ‘yetimi ve kimsesiz kadınları abad eden’ adil bir hükümdardır. Türk kadınının bu iradesi, bugün bizlerin siyasi mücadelesindeki en büyük ilham kaynaklarından biridir."</p>

<p><strong>"Milliyetçi Hareket Partisi olarak, kadının toplumsal yaşamın her alanında, temsil edilmesini ülkümüz olarak görüyoruz"</strong></p>

<p>Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte Türk kadınının, hak ettiği hukuki ve siyasi statüye kavuşma yolunda dev adımlar atıldığını ifade eden Yurdakul, "Bu dönemde kadınlarımıza tanınan seçme ve seçilme hakkı, o dönem Avrupa’nın pek çok ülkesinde hayal bile edilemezdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri, bizim bugün de savunduğumuz geleneksel ve milliyetçi bakış açısının temelidir; ‘Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla yürütmek, Türk kadınını ilmi, içtimai hayatta erkeğe ortak, yardımcı yapmak lazımdır.’ Ancak biz biliyoruz ki, sadece yasalar yetmez; asıl olan, o ruhu ve o iradeyi bugün de yaşatmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, kadını aile merkezli ve geleneklerimiz odaklı bir anlayışla baş tacı ederken, kadının toplumsal yaşamın her alanında, diplomaside, akademide, ticarette ve siyasette en üst seviyelerde temsil edilmesini bir ülkümüz olarak görüyoruz" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Yurdakul, Türk kadınının karakterini en saf haliyle görmek isteyenlerin, Anadolu’nun tozlu yollarındaki Yörük çadırlarına bakması gerektiğini kaydederek, "Kadın demek, hayatın her türlü zorluğuna erkeğiyle birlikte göğüs germek demektir. O, ‘evin direğidir’; o sökmeden çadır kurulmaz, o söylemeden göç başlamaz. Bizim anlayışımızda kadının statüsü, bir bilgelik, liderlik ve yönetim statüsüdür" şeklinde konuştu.</p>

<p>Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği’nin 18. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, panelin ülkeye katkı sağlaması temennisinde bulundu. Konuşmasını "Ne mutlu Türk’üm diyene" sözleriyle tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/mhp-genel-baskan-yardimcisi-yurdakul-turk-tarihi-ayni-zamanda-kadinin-tarihidir.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/mhp-genel-baskan-yardimcisi-yurdakul-turk-tarihi-ayni-zamanda-kadinin-tarihidir/18903</link>
                <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 22:26:13 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>TBMM Başkanı Kurtulmuş: &quot;Ümit ediyoruz ki bu ve benzeri toplantılarla dünya adil, hakkaniyetli, insaflı yeni bir sisteme kavuşabilir&quot;</title>
                                    <description>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, &quot;Umut, barış ve adalet bugün herhalde insanoğlunun en fazla ihtiyaç duyduğu temel hususlardır. Ümit ediyorum ki bu görüşmeler vasıtasıyla gelecek nesiller için daha güzel bir dünyanın kurulması mümkün olur; hakkaniyetli, adaletli ve insan onuruna yaraşır bir dünyanın kurulması mümkün olur. Ümit ediyoruz ki bu ve benzeri toplantılarla dünya adil, hakkaniyetli, insaflı yeni bir sisteme kavuşabilir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Umut, barış ve adalet bugün herhalde insanoğlunun en fazla ihtiyaç duyduğu temel hususlardır. Ümit ediyorum ki bu görüşmeler vasıtasıyla gelecek nesiller için daha güzel bir dünyanın kurulması mümkün olur; hakkaniyetli, adaletli ve insan onuruna yaraşır bir dünyanın kurulması mümkün olur. Ümit ediyoruz ki bu ve benzeri toplantılarla dünya adil, hakkaniyetli, insaflı yeni bir sisteme kavuşabilir" dedi.</p>

<p>TBMM Başkanı Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Dolmabahçe Sarayı’nda, Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152’nci Genel Kurulu dolayısıyla İstanbul’da bulunan parlamento başkanları, parlamenterler ve uluslararası kuruluş temsilcilerinin onuruna verdiği davette konuştu.</p>

<p>Kurtulmuş, insanlığın en önemli, en kadim şehirlerinden birisi olan İstanbul’da PAB Genel Kurulu marjında bir arada olmaktan memnuniyet ve onur duyduğunu söyledi. PAB 152’nci Genel Kurulu’nun tarihi rekora şahit olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Bu toplantıda 800’ün üzerinde parlamenter, 80’e yakın Meclis Başkanı ve 152 heyet yer aldı. Kayıt yaptıranların toplam sayısı ise 2400 civarında. Çok farklı komisyon çalışmaları, Genel Kurul çalışmaları yanında buraya katılan meclis başkanlarımızın hemen tamamının da ikili görüşmelerle çok sayıda fikri müzakereler ve fikir teatisinde bulunduklarına şahit oluyoruz. İnşallah hafta sonuna kadar devam edecek bu müzakereler ve toplantılar, insanlık için hayırlı fikirlerin üretilmesine, ortaya çıkarılmasına vesile olur" diye konuştu.</p>

<p>Kurtulmuş, PAB’ın İstanbul’daki Genel Kurulu’nun hem zamanlama hem de konusu itibarıyla fevkalade önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>"İnsanlık tarihi boyunca yaşanılan en büyük türbülansların içerisinden bu dönemde geçiyoruz. Büyük kırılmaların, büyük çatışmaların, büyük altüst oluşların yaşandığı bir döneme şahitlik ediyoruz. Denilebilir ki dünyada var olan küresel sistem, bütünüyle çürümüş vaziyettedir, bütünüyle artık işlevsiz hale gelmiştir. Dolayısıyla dünya sistemindeki yapının bozulmasını, kurumların ve kuralların işlevsiz hale gelmesini hep birlikte izliyor ve bunun için yeni birtakım tedbirleri, çareleri ortaya koymak için gayret sarf ediyoruz. Ümit ediyoruz ki bu ve benzeri toplantılarla dünya adil, hakkaniyetli, insaflı yeni bir sisteme kavuşabilir, burada da parlamentolar öncülük yapabilir. Bu toplantı önemlidir; aynı zamanda böylesine farklı bir dönemde, insanlık tarihinin içinden geçtiği bu zor dönemde bir araya gelen çok sayıda parlamenter, sadece kendi görüşlerini değil ülkelerinin görüşlerini, ülkelerinin sahip olduğu öncelikleri ve insanlığın hayrına olacak görüşleri de beraberinde getirdiler ve burada müzakere etme imkanına hep beraber kavuşmuş olduk."</p>

<p>PAB 152’nci Genel Kurulu’nun "Gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti tahkim etmek" temasına da dikkati çeken Kurtulmuş, "Umut, barış ve adalet bugün herhalde insanoğlunun en fazla ihtiyaç duyduğu temel hususlardır. Ümit ediyorum ki bu görüşmeler vasıtasıyla gelecek nesiller için daha güzel bir dünyanın kurulması mümkün olur; hakkaniyetli, adaletli ve insan onuruna yaraşır bir dünyanın kurulması mümkün olur. Bu vesileyle bu toplantıya katılan, görüşlerini bizlerle paylaşan ve bu toplantıyı bir uluslararası platform haline dönüştüren bütün katılımcılara yürekten teşekkür ediyorum. Sizleri böylesine önemli bir başkentte, dünyanın başkenti, dünyanın kültür başkenti sayılabilecek İstanbul’da ağırlamaktan da büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bu vesileyle bize bu salonu açarak ev sahipliği yapan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a da sizler adına şükranlarımı ifade ediyorum, teşekkür ediyorum" dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/tbmm-baskani-kurtulmus-umit-ediyoruz-ki-bu-ve-benzeri-toplantilarla-dunya-adil-hakkaniyetli-insafli-yeni-bir-sisteme-kavusabilir.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/tbmm-baskani-kurtulmus-umit-ediyoruz-ki-bu-ve-benzeri-toplantilarla-dunya-adil-hakkaniyetli-insafli-yeni-bir-sisteme-kavusabilir/18887</link>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:29:51 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nden lisedeki saldırıda ‘delillerin karartıldığı’ iddiasına yalanlama</title>
                                    <description>Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Kahramanmaraş’ta bir lisede düzenlenen saldırının ardından ‘delillerin karartıldığı’ iddialarını yalanlayarak, tüm delil toplama faaliyetlerinin uzman ekiplerce titizlikle gerçekleştirildiğini bildirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, Kahramanmaraş’ta bir lisede düzenlenen saldırının ardından ‘delillerin karartıldığı’ iddialarını yalanlayarak, tüm delil toplama faaliyetlerinin uzman ekiplerce titizlikle gerçekleştirildiğini bildirdi.</p>

<p>Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, resmi sosyal medya hesabından Kahramanmaraş’ta bir lisedeki silahlı saldırıya dair iddialara ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, bazı sosyal medya platformlarında yaşanan acı olayın ardından ‘olay yeri incelemesi bitmeden temizlik çalışmalarının başladığı ve delillerin karartıldığı’ yönündeki iddiaların tamamen asılsız olduğu bildirildi. Açıklamada, Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde yürütülen olay yeri inceleme ve tüm delil toplama faaliyetlerinin uzman ekiplerce titizlikle gerçekleştirildiği de belirtildi.</p>

<p><strong>"Olay yeri incelemesi bitmeden temizlik çalışmalarının başladığı ve delillerin karartıldığı’ iddiaları asılsızdır"</strong></p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Bazı sosyal medya platformlarında yer alan Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olayın ardından ‘olay yeri incelemesi bitmeden temizlik çalışmalarının başladığı ve delillerin karartıldığı’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde yürütülen olay yeri inceleme ve tüm delil toplama faaliyetleri, uzman ekiplerce titizlikle icra edilerek eksiksiz bir şekilde tamamlanmıştır. Gerçekleştirilen temizlik çalışmaları, incelemelerin nihayete ermesinin ardından ilgili kurumlardan alınan resmi onay ve izin doğrultusunda başlatılmıştır. Adli süreci sekteye uğratmayı, kamuoyunu yanıltmayı ve kurumlarımızı itibarsızlaştırmayı hedefleyen bu tür asılsız iddia ve paylaşımlara itibar edilmemesi; yalnızca resmi makamlarca yapılan açıklamaların dikkate alınması büyük önem arz etmektedir."</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/dezenformasyonla-mucadele-merkezinden-lisedeki-saldirida-delillerin-karartildigi-iddiasina-yalanlama.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/dezenformasyonla-mucadele-merkezinden-lisedeki-saldirida-delillerin-karartildigi-iddiasina-yalanlama/18875</link>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:22:25 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>TBMM Başkanı Kurtulmuş: &quot;İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı&quot;</title>
                                    <description>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, &quot;Birleşmiş Milletler maalesef gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yönettiği, yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir. Güney Afrika’ya uygulanan ’apartheid rejimi’ uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya nasıl alındıysa, bugün de İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve ’apartheid rejimi’ önlenmelidir&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Birleşmiş Milletler maalesef gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yönettiği, yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir. Güney Afrika’ya uygulanan ’apartheid rejimi’ uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya nasıl alındıysa, bugün de İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve ’apartheid rejimi’ önlenmelidir" dedi.</p>

<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’nin ev sahipliğinde, İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu’nun açılış törenine katıldı. Açılış töreninde konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Toplantı en yüksek katılımla gerçekleşen toplantıdır. 155’e yakın ülke burada temsil ediliyor. 80 meclis başkanı 800’e yakın milletvekili 2 bin 420 kayıtla birlikte fevkalade önemli büyük bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapıyoruz. Ümit ve temennim bu toplantının ana temasını oluşturan umutları yeşertmek barışı sağlamlaştırmak ve adaleti sağlamak ana başlıklarında yapacağımız tartışmaların faydalı verimli ve insanlığın geleceği içinde yol gösterici olmasını temenni ediyorum. Zor bir zamandan geçiyoruz. İnsanlık tarihi boyunca çok büyük kırılmalardan, çok büyük alt üst oluşlardan, çok büyük türbülanslardan geçmişti. Ama sanırım bu sefer yaşadığımız sadece gelip geçici bir türbülans sadece birkaç yerde olan krizden ibaret değildir. Hem etkileri itibariyle hem de derinliği itibariyle bütün dünyayı etkisine alan fevkalade zor bir zamandan geçiyoruz" dedi.</p>

<p>"Uluslararası siyaset bakımından öğrendiğimiz ve bildiğimiz hemen hiçbir kanunun geçerli olmadığı tamamıyla orman kanunlarının geçerli olmaya başladığı bir döneme doğru girmiş bulunuyoruz" diyen Kurtulmuş, "Şunu çok açık söyleyebilirim eski dönem geride kaldı önümüzde yeni bir dönemin açılmakta olduğunu görüyoruz. Yeni dönemin nasıl olacağına da hep birlikte insanlık olarak karar vereceğiz. Yeni dönem hakkaniyet, adalet, insaf ve vicdani değerler üzerinde mi kurulacak. Yoksa yeni dönem gücü elinde bulunduranların hangi güce sahiplerse o gücü güçsüzlere karşı kullandığı bir şekilde mi kurulacak? Kararı verecek olan insanoğludur. İşte onun için bu toplantının teması olarak kabul edilen barışı kuvvetlendirmek, umudu yeşertmek ve adaleti tesis etmek sıradan bir takım görüşleri ifade etmiyor. Tam da insanlığın ihtiyacı olan özellikle gelecek nesiller için ihtiyacı olan üç önemli konuyu ortaya çıkarmış ve bunun etrafında tartışmalarımızı gerçekleştirmiş olacağız. Ümit ediyorum ki bu tartışmalar dünya barışının sağlanmasına vesile olsun. Barışın sağlanması için güçlü temennilerin ötesinde güçlü tekliflerinde gündeme geldiği bir toplantıya şahitlik edelim" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Parlamenter demokrasi insanlığın çözümü için en önemli araçlardan birisidir"</strong></p>

<p>Kurtulmuş, "Bugün dünyada çok büyük kırılmaları hep beraber yaşıyoruz. Alt üst oluşları yaşıyoruz. Dünyada çatışmaların gerilimlerin ülkelerin egemenlik haklarına karşı açık saldırıların, insan topluluklarına karşı soykırım boyutlarına varan insani suçların kolayca işlenmesinin son derece sıradan hale geldiği bir dönemi yaşıyoruz. Ayrıca göçlerin iklim krizlerinin ve özellikle yüksek teknoloji ve yapay zekanın yer yüzündeki bütün telakkileri kökten değiştirdiği bir döneme de şahitlik ediyoruz. Dolayısıyla bu dönem içerisinde eski dönemde var olan alışkanlıklara bakarak sorunları çözmemiz pek mümkün görünmüyor. Eskinin tek kutuplu ve iki kutuplu dünya sistemi çökmüş yerine nasıl bir sistemin geleceği ise henüz meçhuldür. Bunun için hep beraber insanlığın tamamının hayrına olacak görüşleri paylaşmak ve bu görüşlerimizi ciddi bir şekilde ortaklaştırmak durumundayız. Parlamenter demokrasi insanlığın çözümü için en önemli araçlardan birisidir. Burada fikirlerimizi yakınlaştıracağız. Tartışmamızı açık yüreklilikle yapacağız. Birbirimizi ikna etmek için elimizdeki bütün gücü kullanacağız. Daha iyi bir geleceği inşa etmek için hep beraber gayret sarf edeceğiz" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Birleşmiş Milletler gücü elinde bulunduranların yönettiği yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir"</strong></p>

<p>BM’nin gücü elinde bulunduran ülkelerin yönettiği kurum haline geldiğini ifade eden Kurtulmuş, "İnsanlığın en müşterek kurumlarından birisi olan Birleşmiş Milletler ne işe yarar. Birleşmiş milletler şahit olduğumuz bu yakın dönemde dünyanın neresinde hangi çatışmayı sonlandıra bilmiş, hangi savaşı sona erdire bilmiştir. Birleşmiş Milletler maalesef gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yönettiği yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir. Dünyadaki bu çifte standartlar hep beraber şahit olduğumuz insanlık dramlarıyla hepimizin gözüne sokulmaya devam edilmektedir" dedi.</p>

<p><strong>"Küresel sistem tam bir çürüme hali içerisindedir"</strong></p>

<p>"7 Ekim’in hemen arkasından başlayarak Gazze şeridinde sürdürülen bugünde devam eden soykırım boyutlarına varmış olan İsrail’in saldırganlığı acaba nasıl hani uluslararası kurum eliyle durdurulabilir" diyen Kurtulmuş, "Bütün dünyada buna karşı insanların reaksiyon göstermesine rağmen bu üç yıl içerisinde 75 binden fazla insan öldürülmüş bunlarında yüzde 70’ini kadınlar ve çocuklar teşkil etmiştir. Acaba kim hangi kurumu kullanarak İsrail’in bu soykırımına bir dur diyebilecektir. Aynı şekilde Amerika ve İsrail güçlerinin İran’a saldırısıyla başlayan ve ardından da İran’ın bölgedeki ülkelere yayarak genişlettiği bu savaşı acaba kim nasıl durduracaktır. Bunun için hangi uluslararası kuruluşun gücü ne şekilde tecelli edecek ve istediğimiz sonucu elde edebilecektir. Dünyada kurumlar vardır ama bu kurumlar artık bir fonksiyon icra etmiyor. Bu kurumlar çökmüştür. Dünyada kurallar da vardır. Özellikle Birleşmiş Milletler’in kuruluş felsefesini oluşturan hepimizin bugün de altına imza atacağımız kurallardır. Ancak o kurallar kağıt üzerinde vardır. Kurumların çökmesiyle birlikte kurallar da çökmüştür. Sadece kurallar değil uluslararası ilişkilerin tüm terminolojisi de neredeyse yerle bir olmuş çökmüş bitmiştir. Kısacası küresel sistem tam bir çürüme hali içerisindedir. Bu sistemin bu çürümüşlüğünden kurtulması için olağanüstü çabalara olağanüstü gayretlere ihtiyacımız olduğu aşikardır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı"</strong></p>

<p>Kurtulmuş, "Uluslararası sistemin dünyadaki bazı olumsuz gelişmeleri nasıl önleyebildiğine iki örnek vermek istiyorum. Bunlardan birisi 1974 yılında Güney Afrika’nın apartheid rejimi dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya alınmıştır. Bugünd e aynı uygulamayı Filistinlilere karşı İsrail uyguluyor. Sadece insanlara karşı bir soykırım gerçekleştirmiyor. Mart ayında alınan bir kararla İsrail parlamentosunun kararıyla Batı Şeria’daki Filistinlilere de ölüm cezası getiriliyor. Yüzde 96’sı askeri kararlar alan, askeri mahkemelerin vereceği ölüm kararları acaba nasıl geçerli olacaktır? Bir ülkede Filistinlilere karşı başka hukuk, İsraillilere karşı başka bir hukuk uygulamak ’apartheid’ değil de nedir? Dün Güney Afrika’ya uygulanan ’apartheid rejimi’ uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya nasıl alındıysa, bugün de İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve ’apartheid rejimi’ önlenmelidir. İstenirse eli kanlı bir rejim durdurulabilirmiş. Güney Afrika’yı onun için örnek verdim. Sadece son üç yılda Orta Doğu’da egemenlik haklarına saldırıda bulunulan bölge ülkelerini saymaya kalkarsak herhalde çok sayıda ülkeyi dile getireceğiz. Lübnan’ın, Filistin’in, Suriye’in, Yemen’in, Katar’ın, bölge ülkelerinin birçoğunun egemenlik haklarına; Bahreyn’in, Birleşik Arap Emirlikleri’nin haklarına saldırılması kabul edilemeyecek bir durumdur. Her ülke egemenlikle eşit hakka sahiptir. Bunu sağlamak insanlık ailesinin ortak vazifesidir" dedi.</p>

<p>Kurtulmuş, "İkincisi 2000 yılında Avusturya da seçimleri aşırı sağcı Haider kazanmıştı. Haider’in kazanmasıyla birlikte Avrupa Birliği ayağa kalktı. Böyle bir faşist Avrupa’da başbakan olamaz diye Avrupa’yı ayağa kaldırdılar. Haider sonunda dayanamadı parti başkanlığından istifa etti ve partisi de hükümetin ortağı olamadı. Demek ki istenirse bir faşist partinin iktidara gelmesine Avrupalı ve batılı güçler tarafından engellenebilirmiş. Bu iki örneği yaşadığımız dönemin sorunlarına çözüm bulabilmek için söyledim. Önümüzdeki dönem giderek daha da zorlaşacak. Hep beraber insanlığın ortak paydasında buluşmak ve kendimiz için istediğimizi bütün insanlar için istemek durumundayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Bazı ülkelerin egemenlikleri çok kuvvetli görülürken bir takım ülkelerinde egemenlikleri söz dahi edilmemektedir"</strong></p>

<p>"Bütün evrensel belgelerin iki temel kuralı vardır. Ülkeler egemenlikte eşittir. İnsanlar da yaradılışta eşittir. Hepimiz Adem’in çocukları hepimiz aynı soy ağacının mensuplarıyız" diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bugün dünyadaki en temel problem bazı insanların yukarıda bazı insanların aşağıda telakki edilmesidir. Bazı insanlara yaradılıştan gelen o eşitlik haklarının verilmemiş olmasıdır. Yine bazı ülkelerin egemenlikleri çok kuvvetli görülürken bir takım ülkelerinde egemenlikleri söz dahi edilmemektedir. Sadece son üç yılda Orta Doğu’da egemenlik haklarına saldırıda bulunulan bölge ülkeleri saymaya kalkarsak herhalde çok sayıda ülkeyi dile getireceğiz. Lübnan’ın, Filistin’in, Suriye’nin Yemen’in Katar’ının bölge ülkelerinin birçoğunun egemenlik haklarına saldırılması askında kabul edilemeyecek bir durumdur. Her ülke egemenliğinde eşit hakka sahiptir. Hem umutları yeşertecek hem barışı kuvvetlendirecek hem de adaleti tesis etmek için mücadele ve gayret edeceğiz."</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/images/media/2026/04/tbmm-baskani-kurtulmus-israilin-birlesmis-milletler-uyeligi-mutlaka-askiya-alinmali.jpg</image>
                                <category>Politika</category>
                <author>Bayburt Haber Ajansı</author>
                <link>https://www.bayburthaberajansi.com.tr/foto-galeri/tbmm-baskani-kurtulmus-israilin-birlesmis-milletler-uyeligi-mutlaka-askiya-alinmali/18866</link>
                <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:00:48 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
