Düzenlenen program ilk bakışta göze ve kulağa hoş gelse de, çocukların mahalle aralarında özgürce kapı kapı gezerek yaşattığı o doğal ruhun yerini, bir alanda düzenlenmiş ‘Program’ havasının alması, geleneğin geleceği adına endişe oluşturdu.
Şehrin geleneklerini tam olarak anlamadan hayata geçirilen organizasyonlar, kültüre katkı olarak değerlendirilebilir ancak, on beşinin sadece şeker toplama eylemi olmadığı ve bu asırlık geleneğin Bayburt’un toplumsal sözleşmesi olduğu gerçeğini unutmamak gerekir.
Çocukların kendi mahallelerinin labirentlerinde, ellerinde poşetlerle "Acaba bu kapının ardında ne var?" heyecanıyla zillere basması, geleneğin asıl büyüsüdür. Çocukları bir meydanda toplayarak onlara hazır ikram sunmak, her ne kadar iyi niyetli olsa da, doğru değildir.
Çocuk, komşusunun kapısına gittiğinde o evin sadece bir bina olmadığını, içindekinin bir amca/teyze olduğunu fark eder. Bu durum, komşuluk ilişkileriyle birlikte şehre karşı bir aidiyet ve koruma içgüdüsü geliştirir. Kapı eşiğinde kurulan o iki dakikalık diyalog, 70 yaşındaki bir dede ile 7 yaşındaki bir torun arasındaki en canlı köprüdür. Bu köprü, bir meydan kalabalığında asla kurulamaz.
Çocuklar o gece sadece şeker toplamıyor, teşekkür etmeyi, sıraya girmeyi ve en önemlisi paylaşmayı öğreniyor. Eve dönüp topladıkları gagaları kardeşleriyle veya arkadaşlarıyla sayıp paylaşmaları, teorik bir dersten çok daha etkili bir karakter eğitimine dönüşüyor.
Günümüzde mahalle kültürü dijitalleşmeyle yok olma tehlikesindeyken, On beşi geleneği insanları sokağa döküyor. Davul sesleri, maniler ve açık kapılar; bir geceliğine bile olsa, Bayburt’u o eski özlenen günlerine geri götürüyor.
Geleneğin ruhu, o meşhur "On beşimizi vermeyen!" nidasının mahalle aralarında yankılanmasıyken, çocuklar Saray Bahçesi gibi tek bir noktaya kanalize edildiğinde, Bayburt’un mahalleleri derin bir sessizliğe bürünür. Gelenek, bir kurum etkinliği haline geldikçe doğallığını yitirir ve halkın elinden çıkıp bir protokol gösterisine dönüşür.
Korurken yok etmemek gerek!
Kamu kurumlarının bu coşkuya ortak olması takdire şayandır. Ancak kurumlar, çocukları bir alana toplamak yerine, dün akşam Belediye Başkanı Mete Memiş’in yaptığı gibi çocukların olduğu yere, yani sokağa inmelidir. Onları alanlara hapsetmek yerine mahallelerdeki bu devinimi desteklemelidir. On beşi geleneği sahnelerde değil, mahallelerin kalbinde yaşandığından dolayı asırlık bir gelenektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: